
Zamanında yazmışız biz, kirliliğin de küresel ısınmanın da sebebini...
-------------------------------------------------------------------------------
Robot üretim merkezindeki iki zeki insan, çocukca bir kavgaya devam ediyorlardı:
- O aptal bir makine!
- Beni delirtme Cem! Bu koca tesisi ve diğer merkezlerin hepsini kontrol eden Tr-Tek'e bu hakareti yaptırmam. O, şu andaki en gelişmiş, biyonik süper bilgisayarlardan biri. Üstelik onu bu hale getirenlerden biriyiz biz de.
- İkisiyiz diyecektin Sedat.
- Dalga geçme! Bu bilgisayarın yeteneklerini benden daha iyi bilmen gerek. Bu işe benden önce girmiştin.
- İşte bu yüzden onun, soğuk ve aptal bir makine olduğunu söylüyorum.
- Senin bu tesisde kalmaktan beynin sulanmış. Bir tatile çık. Nasıl olur da bu, kendi başına öğrenebilen, verileri analiz edip sorunları çözebilen, insan gibi konuşabilen hatta şaka bile yapabilen ve basit de olsa düşünme kabiliyeti olan bu teknoloji harikasına aptal diyebilirsin?
- Bütün bu dediklerin, sadece insan özelliklerinin basit birer taklidi olarak Tr-Tek'de var.
- Ama çok gerçekçi. İnsan gibi sohbet edebilirsin.
- Yanılıyorsun. O bir makine. Duyguları yok. Sadece basit taklit tepkileri var. Şuursuz bir cihaz. Hissedemez.
- İyi de, onunla en çok ilgilenen sensin. Onunla en çok konuşan da sensin. Buna ne diyorsun?
- Bunu yapıyorum çünkü, onun bu taklit özelliklerini ve aptallığını keşfetmek hoşuma gidiyor. Bu sayede vakit geçiriyorum ve onu deniyorum.
- Saçmalıyorsun! Tr-Tek harika bir makine.
- Sadece bir makine ama. Sen teknolojiye kendini kaptırmışsın. Onu bir insan gibi göremezsin. Hızı ve gereksiz trilyonlarca bilgiyi depolaması onu üstün yapamaz. İnsanın manevi yönünü, zekasını, içgüdülerini ve en önemlisi sezgi yeteneğini unutuyorsun. Bir makineye bunlar, basit bir seviyeden öte verilemez. Mesela, bir makine için "gül" sözcüğü sadece bilgi bankasındaki belli bir çiçeğin şekli ve onunla ilgili yazılı verilerden başka bir şey değildir. Sadece bunu bilebilir. Gülü gerçek manada anlayamaz, kavrayamaz, hissedemez. Hele ilham denen şeyi makineler hiç bilemeyecek. Bir gülün şaire vereceği ilhamı, bir bilim adamının, tak diye alakasız bir şeyden bir buluş yapmasını nasıl açıklayabilirsin ya da taklit edebilirsin. Biz bile, bunları tam olarak çözememişken ve kendimizi tam olarak anlayamamışken, düşünsene bizim kendi ürettiğimiz şeylere bunu nasıl verebiliriz? En azından, şu anda bunları modelleme kapasitemiz yok ki!
- Pekala, bazı dediklerin doğru olabilir. Henüz her şeyi tam olarak çözemesek de sibernetik oldukça ilerledi. Üstelik, gelecekte bu dediklerinin çözülemeyeceğini de kimse söyleyemez.
- Bu noktada da bazı tereddütlerim var. Şundaki ikilemi çözemiyorum, mantık hatası var gibi. 2 boyutlu bir nesne düşün ya da varsayalım bir canlı olsun. Onun için derinlik kavramı ya da 3. bir boyut bir bilinmeyen. Bir üst seviyedeki boyutu tamamen kavrama, anlama şansı yok. Bu biraz farklı ve benzerlik de yok diyebilirsin, ama bütün bunları düşünen ve makineleri yapan bir insan beyninin de, tüm üstünlüklerine rağmen kendini aşıp da üst seviyede kendisini tam olarak algılaması nasıl olabilecek? Düşünen sistem beyin kendisini algılayacak. Doğal olarak bir makineye koyacağın program ile buna mümkün diyebilirsin. Çünkü onu da sen yaptın, programını ve nasıl işleyeceğini de. Ama insan için böyle değil. İşin ilginci tersi de olabilir. Şöyle ki; bir programcı olarak bakarsan bu karmaşık insan sisteminde, hayal gücü, akıl vb. kompleks yeteneklere rağmen, bir şekilde, beynin düşünme yapısındaki bir düzen bile kendisini algılamasını tamamen engelleyebilir, bu yeteneğine sınır koyabilir. Tıpkı gelişmiş bir programa kendi sistemini tanıma özelliğini verirken basit bir döngüyle, istediğin bilgiye ulaşmasını tamamen engellemen gibi.
- Yine daldırdın bizi filozofça düşüncelere. Bu konulara girince çıkamıyoruz, uzatmayalım, o yüzden ana konuya dönelim.
- Aynen öyle işte, döngü atlıyor burada. Neyse, bak, biz de şu basit cihazları göklere çıkarıyoruz. Aslında, sanırım biz yaptık diye kendi çapımızda harika ve kusursuz görüyoruz onları ve laf söyletmiyoruz. Ama düşününce, sonuçta Tr-Tek de bir makine, bir taklit ürün, hissiz ve her makine gibi de aptal.
- Haksızlık etme. Dediğim gibi, bazı sözlerin bu zamanda doğru olsa da, en azından Tr-Tek'in aptal olduğunu kabul etmiyorum.
- Peki, o zaman. Sana ispatlayabilirim. Hadi ona bir soru sor.
- Ne gibi?
- Ona, Dünya'daki çevre kirliliğinin önlenmesi ve durdurulması için neler yapılabileceğini sor. Dünyanın her yeriyle bağlantısı var. Tüm verileri tarayıp analiz edebilir. Bunu yapabileceğini kabul ediyorum. En sonunda da, kendi algılama ve karar verme yeteneklerini kullanarak en mantıklı çözümün çıktısını versin.
- Bunu yapamayız. Biliyorsun, onu görev dışında kullanmamız yasak.
- Ama onun üzerinde test yapma yetkimiz var. Biz de bunu yapacağız. Bu tarama işi, onun en çok birkaç dakikasını alacak. Sonucu bulma işi de fazla uzun sürmez. Bu süre içinde de, üretimde çok ufak bir yavaşlama olacak o kadar.
- Tamam. Peki niye bunu soruyorsun? Cevabı biliyorsun zaten. Bunun birçok çaresi var. Sonuçta Tr-Tek en makul olanlarını bize söyleyecek.
- Ses ünitesi bakımda olduğu için söyleyemeyecek.
- Her neyse, çıktısını verecek. Senin bilmediğin bir çözüm de olabilir bu.
- Sen dediğimi bir yap. Onun verdiği cevabı sen kabul edersen, ben bilmesem de kabul edeceğim.
- Tamam, öyle olsun. Görelim bakalım.
- Hadi bakalım.
Sedat, koltuğunu otomatik ilerleterek kumanda paneline yaklaştı. Bu arada Cem, hafiften gülüyordu. Sedat işlemleri bitirince Cem'e döndü:
- Niye gülüyorsun?
- Yok bir şey, sen devam et.
Yaklaşık beş dakika sonra, bir kağıt, panelin kenarında açılan bir yerde belirdi. Sedat sevinçle kağıdı aldı:
- İşte cevap! dedi gülerek. Kağıdı okuyunca birden dondu kaldı. Yerine oturdu. Yüzü sararmıştı. Bir süre ses çıkaramadı.
- Ee, ne yazıyor? dedi Cem gülerek.
Sedat, bir ona bir kağıda baktı. Sonra öfkeden kızarmış bir vaziyette kağıdı buruşturup yere attı. Sinirle ayağa kalkarak:
- Aptal makine! Tam bir aptal!! diyerek çıkışa yöneldi.
Cem kahkahayla gülmeye başladığında Sedat çoktan dışarı çıkmıştı. Gülmesini keserek, uzanıp yerdeki kağıdı aldı. Daha önce de aldığı, çöpteki diğer çıktının yanına atmadan önce, kağıtta yazanlara göz attı:
"Yeniden sorulan sorunun cevabında, yapılan tüm incelemelere rağmen bir değişikliğe gerek görülmemiştir.
Cevap: Dünya'daki kirliliğin önlenebilmesinin tek etkili ve kesin çözüm yolu, kirliliğin temel kaynağı olan insan ırkının tamamen yok edilmesidir." Tr-Tek
--------------------------------------------------------------------------------
10-09-1998

1 yorum:
Sanırım en sevdiğin hikayen bu, ben de seviyorum hakikaten ;)
Yorum Gönder