26 Temmuz 2008

Film Yorum 34 - Journey to the Center of the Earth

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0373051/

Yönetmen: Eric Brevig

Oyuncular: Brendan Fraser (Trevor Anderson), Josh Hutcherson (Sean Anderson), Anita Briem (Hannah Ásgeirsson)

Maceraperest bir bilim adamı olan Trevor Anderson, birkaç yıl önce dünyanın merkezine ulaşmak için çıktığı yolculuktan dönmeyen ağabeyi Max'ın çalışmalarını sürdürmeye kararlıdır. Kardeşinin eşi, işleri nedeniyle, yeğeni Sean'ı Trevor'a emanet eder. Sean'la birlikte, ağabeyi Max'ın araştırmalarında kullandığı bazı eşyalar da gelmiştir ve bu eşyalar arasında, Max'ın kafayı taktığı Jules Verne'in "Dünyanın Merkezine Seyahat" adlı kitabı da vardır. İki maceracı ruh, kitaptaki notlarda, Max'in son olarak İzlanda'ya gittiğine dair ipuçları bulurlar ve onun izini sürmek için yola çıkarlar.
Burada, Max'in araştırmalarında birlikte çalıştığı ve onun gibi yıllar önce kaybolan bilim adamı Sigurbjörn Ásgeirsson'un rehberlik yapan kızı Hannah'la tanışırlar ve onu da yanlarına alarak bir keşif gezisine çıkarlar. Gezilerinde başlarına gelenler, üçlüyü dünyanın merkezine götüren bir maceranın ortasına düşürecektir. Dünyanın merkezine hızlı bir iniş yapsalar da, buradan çıkmak düşündükleri kadar kolay olmayacaktır...

Artılar:
* Filmin eğlenceli olduğu kesin. Görsel öğeler, Dijital 3D tekniği ile birleşince 3-boyutlu bir şölen oluyor.
* Raylardaki bir sahnede işe yarar bir dağcı hareketi var, bu da aşağıdakilere göre artı olsun bari :)

Eksiler:
* Film 3 boyutlu olmasa oldukça sıradan/tipik bir senaryoya sahip. Macera türünün her klişesi mevcut (Hatta eski oyunlardaki aşama geçişlerine benzer tarzda giden bir olaylar zinciri ve zıplanması gereken taşlar insana maziyi hatırlatıyor).
* Yer altındaki fantastik dünya yine de çok yüzeysel geçiliyor.
* Indiana Jones serisinde insan bazı uçuk olayları doğal karşılıyor ama bu filmde çok sırıtıyor bunlar.
* Klişe ve uçuk olay örnekleri (olasılık hesaplarına da bakalım):
- Kahramanımız labda çalışan bir bilim adamı ama sporcu kaslarına sahip (Kendini zinde tutmuş olabilir tabii...)
- Yeğeni geldiği gün, kitap eline geçtiği gün olaylar başlar, sabahı bile beklemez doğa olayları
- Koskoca İzlanda'da rehberlik yapacak dağcı olarak karşılarına çıka çıka çok güzel bir bayan çıkar
- Yıllarca uslu uslu duran bir, cihaz nedense bizim kahraman gelince yıldırım çeker olur
- Düşerken veya yükselirken ulaşılan limit hızın önemi yoktur, sağ kalmak garantidir
- Eskimiş raylarda, eskimiş vagonlarla roller coaster yaparken raylardan ayrılıp 4 tekerin de tekrar 2 raya dümdüz tak diye oturarak düşme ihtimali %100'dür. Aksi beklenemez.
- Madenciler şanssız veya salakdırlar, bir kazma ötesindeki hazineyi bulamayacak kadar...
- Cep telefonları GORA filminde uzayda çekerken, bu filmde de Dünya'nın merkezinde çeker.
- Cüssesine kıyasla yüzyıllardır aç olduğu (her nasılda hayatta olduğu) anlaşılan bir yaratık, yeğen denilen ve dişinin kovuğunda kalacak bir bücür için bir hayli mücadele eder.
- Bir kafatası, uzay mekiğinden/metrodan daha hassas bir şekilde çok daha girintili bir tüpte/tünelde yağ gibi gider, otomatik dengeleme sistemi vardır, bilmeyenler öğrensin... :)
* Filmin sonunda sürpriz var çünkü gerçekten de tam beklediğiniz gibi bitiyor. :)

19 Temmuz 2008

Film Yorum 33 - The Chronicles of Narnia: Prince Caspian

6/10

http://www.imdb.com/title/tt0499448/

Yönetmen : Andrew Adamson

Oyuncular: Ben Barnes (Prince Caspian), Georgie Henley (Lucy Pevensie), Skandar Keynes (Edmund Pevensie), William Moseley (Peter Pevensie), Anna Popplewell (Susan Pevensie)

Narnia serisinin ilk filmindeki "Aslan, Cadı ve Dolap"taki ("The Lion, the Witch and the Wardrobe") inanılmaz olayların üzerinden bir yıl geçtikten sonra Narnia'ya dönen kahramanlarımız, Narnia zaman ölçütüyle 1300 yıldan fazla süre geçmiş olduğunu fark ederler. Onların yokluğunda Narnia'nın Altın Çağı sona ermiş, bu çağ artık bir efsane olarak anılmaya başlamıştır. Ülkenin konuşan hayvanlarından ve mistik yaratıklarından geriye bir avuç kalmıştır.

Artık ülkenin her yerinde acımasız Lord Miraz'ın liderliği altındaki Telmarinler adlı yeni bir insan ırkı türemiştir. Ülkenin kudretli ve ihtişamlı Aslan'ı da binlerce yıldır ortalıkta gözükmemiştir. Pevensie kardeşleri Narnia'ya geri çağıran kişi, ülkenin yeni insan ırkı olan Telmarine'lerin tahtının genç varisi Prens Kaspiyan'dır. Şeytani ruhlu amcası Miraz'a karşı mücadelesinde dört kardeşin desteğine ihtiyacı vardır. Kahraman ruhlu ama huysuz cüce Trumpkin, cesur yürekli konuşan fare Reepicheep ve güvenilmez Kara Cüce Nikabrik'in yardımını alan Pevensie kardeşler, Narnia ülkesini eski büyüleyici ve muhteşem günlerine geri döndürmek için büyük bir maceraya atılacaklardır.

Artılar:
* İlk filme göre nispeten daha iyi bir yapım olmuş. Eğlence ve kahramanlık unsurları da arttırılmış.
* Birkaç rol (fare, Miraz ve Edmund) oyunculuk olarak filme renk katıyor, ama o kadar...
* Son sahnelerdeki görsel efektler fena değil.

Eksiler:
* Filmin vasat tarafı aslında senaryosunun ve onun da dayandığı hikayenin vasat kalması... Bu vasat ifadesinin sebebi de belki de maalesef diyeceğimiz bir şekilde bu tür fantastik filmlerin artık çıtayı çok yükselten "Lord of the Rings" ile kaçınılmaz bir şekilde kıyaslanmak durumunda kalmaları ve dolayısıyla da onun yanına bile yanaşamamaları...Eee, ne yapalım, daha iyisini yapsınlar o zaman.
* Bu konu vasatlığına küçük çocuklara yaşlarından büyük tavır ve sorumluluk öğeleri eklenince bunlar da sırıtıyor daha fazla. Karakterlerin zayıflığına hele bir de oyuncuların vasatlığı da eklenince katmerli oluyor... :)

* Prens rolündeki arkadaş tarihe geçecek en kalas prens olmuş. Filmin adında da bu karakterin geçmesi bir talihsizlik aslında....
* Kısaca bir çocuk filmi bile diyemeyeceğimiz hangi yaşa hitap ettiği bile meçhul ortaya karışık absürd bir yapım ortaya çıkmış.
* Filmin konu olarak da kopuklukları var ve de savaş/karakter anlamında diğer fantastik filmlere çok benzer sahneleri çok daha zayıf kullanmışlar...


07 Temmuz 2008

Film Yorum 32 - Hancock

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0448157/

Yönetmen: Peter Berg

Oyuncular: Will Smith (Hancock), Charlize Theron (Mary Embrey), Jason Bateman (Ray Embrey)

Hancock bir süper kahramanın güçlerine sahiptir ama bir serseri gibi sorumsuz ve kaba davranmaktadır. İnsanların hayatlarını zoraki de olsa kurtarmakta ancak bunu yaparken şehire inanılmaz ölçüde hasar vermektedir. Şehir halkı onun bu halinden artık bezmiştir ve onun başka bir şehre gitmesi için söylenmektedir.

Hancock başkalarının ne düşündüğünü umursamamakla birlikte Halkla İlişkiler Uzmanı Ray Embrey’in hayatını kurtardıktan sonra onun imajını düzeltme konusundaki yardımını kabul eder. Ray’in karısı Mary’nin ve tüm şehrin onun işe yaramazın teki olduğu konusundaki düşünceleri kırmak için artık bir fırsat doğmuştur. Hancock bu arada geçmişine yönelik bazı şaşırtıcı bilinmezleri de keşfedecektir.

Artılar:
* Film konusu itibariyle orijinal, süper kahraman filmlerinin kalıpları dışında ve eğlenceli bir yapım. Efektler de göze batmıyor.
* Özellikle 2. yarısında sürpriz bir takım gelişmelerle ve nispeten iyi sayılabilecek bir son ile seyredilebilirliğini sağlıyor.
* Will Smith'in bu karaktere "I'm Legend"dakine göre daha uyduğu söylenebilir.

Eksiler:
* Filmin sürprizleri ötesinde sonunun biraz aceleye getirilmiş bir hali var. Hatta film ilk yarıdaki eğlence türünden çıkıp dram noktasınd kadar geliyor. Filmin genelinde böyle olsa ve konu daha derin verilebilseymiş daha güzel olurmuş.
* Ufak tefek mantık hatalarını da görmezden gelelim bari...(elbisede kurşun izi olmaması, yıllarca kimliğin saklı kalabilmesi, çok da kurgulanamamış tutarsız güç kayıpları, vs.)