29 Ağustos 2008

Film Yorum 37 - Three Kingdoms: Resurrection of the Dragon

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0882978/

Yönetmen: Daniel Lee

Oyuncular: Andy Lau (Zhao Zilong), Sammo Hung Kam-Bo (Luo Ping-An), Maggie Q (Cao Ying)

Han İmparatorluğu’nun çöküşünü takiben, M.S. 190 yıllında yöresel diktatörler güçlerini artırıp üstünlük için birbirleriyle rekabete girerler ve Çin tarihinin en karanlık dönemlerinden biri başlar. Ülkenin kontrolünü ele geçirmek için yıllarca süren savaşlar sonrasında MS 228 yılında üç farklı Hanedanlık fethettikleri topraklarda kendi krallıklarını ilan ederler.


Changshan’lı Zhao Zilong, ülkesinin birliği ve barış amacıyla savaşmak için askeri üssü bile olmayan ve iki hasmına göre daha zayıf olan erdemli ve yardımsever Liu’nun isyancı ordusuna katılır. Zhao, Liu’nun ordusunda, kendisiyle aynı büyük amacı paylaşan ve Zhao’yu kanatları altına alan hemşehrisi Changshan’lı Ping-an’la tanışır. Bölünmüş ülkelerini birleştirip savaşçı anavatanlarına barış getirme tutkusuyla hareket eden Zhao ve Ping-an savaş alanının ön saflarında omuz omuza savaşırlar.

Zhao yiğitliği ve savaştaki üstün yeteneğiyle yükselip tüm Çin’de tanınan bir kahraman olur ancak yıllarca süren mücadeleye rağmen, savaş hala tüm şiddetiyle devam etmektedir.


Film, Çin’in en önemli klasik romanından biri olan Luo Guangzhong’un 600 yıllık romanı “Romance of the Three Kingdoms”dan uyarlandı.


Artılar:
* Film, epik bir tarzdaki hikayesi, bunun görsel açıdan batı tarzına yaklaşan bir şekilde sunulması ve özellikle film boyunca karakterlerin ruh hallerine ve ortama uygun müzikleri ile güzel bir yapım olmuş.
* Özellikle Çin'in kültürüne ve o döneme ait bazı değerleri de (kıyafetler, gölge oyunları, inanışlar, törenler) aralara serpiştiren film, günümüzdeki batı filmlerinin kültür akımı etkisini Çin adına kullanmayı başarıyor.
* Film içinde geçen bazı replikler de gerçekten güzeldi:
- Savaş zalimdir ama askerler masumdur.
- Savaş ve satranç birbirine çok benzer. Bütün taşları elde tutup savunmaktansa rakibin şahını ele geçirmek için kalelerden biri feda edilir.
- Zafer dediğin nedir ki? Biri yenilmeden bir diğeri kazanamaz.
* Andy Lau ve Maggie Q'nun oyunculukları da başarılı.

Eksiler:
* Film tüm artılarına rağmen "Hero" ve "House of Flying Daggers" gibi filmlerdeki görsellik ve savaş sahneleri kadar etkileyic değil. Tabii bu filmin gerçekçi bir yaklaşım ile çekilmesinin de bunda etkisi var. Yine de "Curse of The Golden Flower"'dan iyi olduğu söylenebilir.
* Savaş stratejileri ve psikolojik harp gibi hususlarda ufak tefek örnekler vermesine rağmen aynı başarıyı savaş sahnelerinde bulmak pek mümkün değil.
* Film, genelde karakter odaklı ilerlemesine rağmen yılların çok hızlı geçmesi ile bazen hikayede kopukluklara sebep oluyor.

Bu tarz filmleri görünce, bizim tarihimizdeki nice destansı kahramanlıkların şöyle adam gibi filmi ne zaman çekilebilecek diye insan merakla bekliyor.

24 Ağustos 2008

Karadeniz Yaylaları

Yazın sıcağında, güneşi haftada sadece 1-2 defa görebileceğiniz,
yürüdüğünüz hemen her yerin, gördüğünüz her yaprağın ıslak olduğu,
buz gibi sularıyla gürül gürül akan derelerin çoşkun sesler çıkardığı,
derelere hemen her tepeden suların aktığı ve soğukluğundan zor içebildiğiniz,
çiselemenin hissedilemeyecek kadar ince, hoş ve ıslatıcı olduğu,
yolların inanılmaz engebeli ve sarp olduğu ama yine de çıkılabildiği,
çıktığınız zaman kendinizi bulutların üstünde bulduğunuz,
Sis filmindeki gibi 10 saniye içinde sislerin etrafınızı kapladığı,
sisden burnunuzun ucunu göremediğiniz ve
Jurassic Park filminin ormanlarına benzer ormanların bulunduğu
bir yer var mı bildiğiniz? :)

İşte orasının adı yayları ile Karadeniz…Ve fotoğraflarını da buyrun...

http://www.ae.metu.edu.tr/~cengiz/pictures2/foto-karadeniz1/karadeniz1.html

http://www.ae.metu.edu.tr/~cengiz/pictures2/foto-karadeniz2/karadeniz2.html

Şu gezi hatırası kısa anektodları da hatırlatma babında kendimiz için not düşelim:

- Kolbastı (Bilmeyenler Google’da arattırıp seyretsin mutlaka)
- Guymak-Muhlama
- Şeyma gel, gel Şeyma
- Adnan Menderes’e Adana-Mersin diye gidivermek
- Oynakbaşı-çekirge
- Bulutların üstüne çıkmak
- 30 dakikalık yürüyüşler 60 dakikada yapılır
- Su kaynatan karbüratöre serum bağlama
- Flaş kullanmayalım...
- Teknoloji harikası spor ayakkabısı (kayan ve su geçiren)...
- Horon çekme: 1,2,3; 4,5,6.
- Engebeli yayla yollarında sallanan araçta, otomatikman horona uygun salınım...
- Sesi takip edin (ineğin boynundaki zil)...

Hadi 1-2 tane de sizler için:

Uzungöl’de markete giren birisi sorar:

- Su var mı?
- Her yer su kardeş, iç istediğin kayadan.
- Yok şişede satılan.
- Ha, dolaptan al.

Şoförün birine turdan birisi sorar:

- Yaylalar nasıl, eskisi gibi değil artık galiba?
- Yok yaylalar eskisi gibi. Tek fark sizlerin gelip gitmesi.
- ??

Bir parçanın sözlerinden:

- Çayır biçiyom çayır
- Yanıyom cayır cayır
- O kırmızı yanaktan
- O kiraz dudaklardan
- Benim payımı ayır

Gezide dört dörtlük organizasyondan dolaTempo Tur’a ve
rehberimiz Arif Çakır’a da teşekkür ederim. Diğer fotolar için
tıklayın.

16 Ağustos 2008

Film Yorum 36 - The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor

6/10

http://www.imdb.com/title/tt0859163/

Yönetmen: Rob Cohen

Oyuncular: Brendan Fraser (Rick O'Connell), Jet Li (Emperor Han), Maria Bello (Evelyn O'Connell), Luke Ford (Alex O'Connell)

Büyücü Zi Yuan'ın (Michelle Yeoh) lanetine uğrayarak sonsuza kadar mezarında kalmaya mahkum edilen Çin'in zalim ruhlu Ejder İmparatoru ve savaşçıları, binlerce yıldan beri Terracotta vadisindeki mezarlarında yatmaktadırlar. Ancak arkeolog/kaşif Rick O'Connell'ın (Brendan Fraser) oğlu Alex (Luke Ford), onun yerini bulur. Bu arada Alex'in ailesi inzivaya çekilmiş iken tesadüfen Çin'e giderler. Bu arada Ejder İmparatoru sonsuz uykusundan uyandırılmıştır ve ordusunu uyandırmak için uğraşmaktadır. O'Connell ailesi, bir kez daha mumyalar ile uğraşmak zorundadır; ordusunu yeniden hayata döndürerek dünyaya hükmetme amacındaki Ejder İmparatoru'na karşı imparatorun düşmanlarından oluşan, Çin Seddi'nin yapımı sırasında duvarların altında kalan orduyu canlandırmak ve savaşmak için zorlu bir maceraya atılır.

Artılar:
* Mumya serisinin devamı niteliğindeki film benzer öğeleri benzer şekilde kullanmış. Ancak biraz daha kötü kullandığından ilave bir artı görülmemekle birlikte aksiyon ve mizah tarzı açısından orta seviyede yeterli.
* Beş elementin sayılması sırasında GORA filminin "tahta"sını hatırlatıyor insana.

Eksiler:
* Film serinin diğer filmlerine benzer şekilde oldukça klişe bir şekilde ilerliyor, sonuna kadar tahmin etmeniz mümkün. Ancak eski filmlerdeki orijinalliklere eklenen hiç bir şey yok neredeyse (Yeti hariç).
* Indiana Jones tarzı çekilmeye çalışılmış eski karakterler ile ama hem oğulları hem de Jet Li filmde oldukça sönük kalıyorlar.
* Filmin Çin'de geçen ancak mumya tarzına dönük hikayesi de çok etkileyici durmuyor, ne Çinliler mumyaya ne de mumya Çinlilere yakışmış yani...
* Mantık hatalarının ve tarihi saptırmaların ötesinde filmin akışında da sorunlar var. Madem bazı yeteneklere sahip birileri var ortalıkta niye bu yetenekleri iş işten geçene kadar kullanmazlar?.. Yine ben cevap vereyim: Kullansalar film başlamadan biter çünkü, o zaman da bunu seyirciye yutturmak yerine adam gibi senaryo yazmak lazım ki böyle yerden yere vurmayalım değil mi? :))

02 Ağustos 2008

Film Yorum 35 - The Dark Knight

9/10

http://www.imdb.com/title/tt0468569/

Yönetmen: Christopher Nolan

Oyuncular: Christian Bale (Bruce Wayne/Batman) , Heath Ledger (The Joker), Gary Oldman (Lt. James Gordon), Michael Caine (Alfred Pennyworth), Morgan Freeman (Lucius Fox), Maggie Gyllenhaal (Rachel Dawes), Aaron Eckhart (Harvey Dent)

Batman, Teğmen Jim Gordon ve Bölge Savcısı Harvey Dent’in yardımlarıyla, şehir sokaklarını sarmış olan suç örgütlerini temizlemeye başlamıştır. İlk başta, özellikle Dent'in cesur girişimleriyle suçlulara karşı mücadelede başarılı olsalar da, başlarda ciddiye almadıkları acımasız suç dehası Joker'in hazırladığı zeki tuzaklar, Gotham'ı eskisinden daha da büyük bir karmaşanın içine sürükler. O güne dek karşılaştıkları hiçbir suçluya benzemeyen Joker, hem Batman'i hem de Gordon ve Dent'i köşeye sıkıştıracaktır. Şehri Joker'in yarattığı suç ve dehşet ortamından arındırmak zorunda kalan Batman, varlığının suçluların azalmasına yardımcı mı olduğu, yoksa var olduğu için mi yeni suçluların ortaya çıktığı konusunda kendisini sorgulamaya başlayacaktır.

Artılar:
* Film daha başından itibaren hareketli ve sürükleyici sahneler ile sizi sarıyor ve uzun olmasına rağmen kesinlikle sıkmıyor.
* Batman’in bir önceki filmine göre daha da karamsar bir ortamda geçiyor ve DC-Comics’in çizgi roman uyarlamasına daha da yaklaşıyor.
* Filmdeki tüm ana karakterler oldukça doyurucu ve buna eşdeğer seviyede karakterleri canlandıran oyunculuklar da gerçekten göz doldurucu.
* Özellikle filmin sadece ana kahraman etrafında odaklanmayıp diğer karakterler etrafında da dolaşması oldukça başarılı olmuş.
* Filmdeki bazı replikler de uzun süre unutulmayacak türden (Özellikle Joker ve Alfred'in):
http://www.imdb.com/title/tt0468569/quotes
* Bir çizgi roman uyarlaması olmasına rağmen diğer Marvel çizgi romanlarında görülen mantık hataları burada nispeten daha az. Tabii bunda hikayenin özündeki, herhangi bir süper gücü olmayan Batman’in parası ile gerekli ekipmanlara sahip olması dışında bunun son 2 filmde ilk kez bu kadar gerçekçi bir yorum ile ortaya konması da var (Batman'a rakip olarak çıkarılan IronMan'in son filmdeki güzel çabaya rağmen bu konuda geride kaldığını söyleyebiliriz).
* Filmin akışı da genel olarak karakterlerin yaşadıkları ile uyumlu gelişiyor.
* Filmdeki sahnelerin ve olayların bolluğu ile adeta birkaç filme eşdeğer malzemeyi/olayı peşpeşe veriyor.
* Açılışı da dahil olmak üzere bazı sahneler IMAX kamerasıyla çekilmiş ve IMAX'te bu sahneleri deyretmek ayrı bir keyif veriyor.

Eksiler:
* Açıkcası eksi olabilecek birkaç şey sadece bunları sevmiyorsanız geçerli:
- Filmin uzun olması (özellikle bitti derken Batman ve Joker dışında bir de Dent karakteri için fazladan bir yarım saat harcanması)
- Filmin çizgiromana uygun şekilde karamsar bir tablo çizmesi
- Filmin çok fazla sahne/olay/konu içermesi
* Bu seferki Batman, salt kişilikler üzerine kurulu bir film ve maalesef kahramanımıza ve seyirciye duygusal bir aşk hikayesi kırıntısı bile verilmiyor hiç. Şöyle hafiften sos niyetine olabilirmiş :)