04 Eylül 2009

Film Yorum 86 - G.I. Joe: The Rise of Cobra

G.I. Joe: The Rise of Cobra

6.5/10

http://www.imdb.com/title/tt1046173/

Yönetmen: Stephen Sommers

Oyuncular: Adewale Akinnuoye-Agbaje (Heavy Duty), Christopher Eccleston (Destro), Joseph Gordon-Levitt (The Doctor / Rex), Byung-hun Lee (Storm Shadow), Sienna Miller (The Baroness), Rachel Nichols (Shana ’Scarlett’O’Hara)

Bir önceki ortak çalışmaları “efekt bol, gerisi boş” Transformers ile dünya çapında büyük bir gişe başarısı sağlayan Paramount Pictures ve Hasbro, yine olağan üstü gereksiz bir macera-aksiyon filminde bir araya geldi.

G.I. Joe ekibi, Mısır çöllerinden, kutup buzullarının altındaki sulara varana kadar her yerde en gelişmiş casusluk ve askeri ekipmanları kullanarak, manyak silah satıcısı Destro ile gizemli Cobra örgütünün dünyayı kaosa sürüklemesine engel olmaya çalışıyor.

Artılar:
* Artılar filmden ne beklediğinize o kadar bağlı ki...
* Dediğim gibi Transformers 2 misali efekti bol olup onun dışında bir şey içermeyen bir film arıyorsanız tam o kıvamda bir film. Kabul etmeliyim ki aksiyon sahneleri yer yer oldukça etkileyici. :)
* Hayal gücünüzün sınırlarını teknolojik mantık dışılık ve senaryo kopuklukları ile zorlayarak sizi yer yer değil tüm film boyunca kopartan kareler ile neredeyse kahkahalara boğarak bir komedi filmi gibi de seyredebilirsiniz. :)
* Hakkını yemeyelim, karakterleri tanıtmak açısından geçmişin canlandırılmasının (flashback) kullanımları güzeldi.

Eksiler:
* Hangi birini yazmalı ki, yine sinema sanatının s’sini içermeyen bir yapım için...
* Film tamamen gişeyi hedefleyen, başka da bir kaygısı olmayan bir yapım.
* Bir de alıştığımız Amerikan propagandasının dozunu Transformers 2’den sonra daha da bir arttıran ve militarizm açısından tavan yapan bir yapım. Gerçi temel aldığı çizgi film de öyleydi ama daha çok iyi-kötü savaşı noktasında duruyor gibiydi. Tabii “Elin adamı yapar propagandasını, siz de yapın, seyretme o zaman” denebilir, ama bu seyredip eleştirme hakkını elimizden almaz, artı, zaten film de sinema açısından belirtilen noktanın çok ötesinde abartılı bir yapım.
* Filmin her yanı mantık hataları ve teknolojik zırvalarla dolu.
* Nano yaratıklar var da neye benzediği meçhul, "DTESS" filminde bile gösterdiler, saçma da olsa.
* Askerler her ne hikmetse tam da G.I.Joe'ya alınabilecek durumdalar, her şey ne kadar hızlı gelişiyor, düşünmeye gerek yok gerçi de takibi bile zor. Karakterler enterasan da olsa tavırlar o kadar klişelerle dolu ki. Baranoes'in bir yerde yürüyüşü de o kadar komik ki, iyi kasmış. :)
* İzleme aygıtını algılayan cihaz, nedense tekrar açılınca algılayamıyor, enteresan.
* Nano yaratıklar joker gibi her göreve uyarlanabiliyor. İmkansız diye bir şey yok.
* Muhteşem zırh ile her türlü abartılı hareket yapılabilir, anladık da fizik kanunları da mı değiştirilebiliyor, yuh...
* Bazıları zırh olmadan da o yeteneklere sahip, bkz. motosiklet süren kısa araba çarpıyor, o da ne, yola devam, acımadı ki!!!
* Adam uçakla füze takip ediyor, hadi onu geçtim balistik füze niye sürekli manevra yapıp duruyor, hadi onu da geçtim, Rusya'dan sonra ABD'ye nasıl yetişiyor, hadi onu da geçelim ama terminal safhadaki bıdık füzenin gaza basması da ne yav??!!! Tam bir saçmalıklar abidesi. (Meslek bu konularla ilgili olunca, insan yutamıyor maalesef...)
* Cobra örgütünün minibüsü de James Bond arabasını bile solluyor, her türlü silah var...
* Hele denizaltıları süper. Bilinen tüm teknolojiler var, üstelik kullanımı da çok kolay, aklınızdan her geçeni anlayıp yerine de getiriyor. :)
* Ölen adamın beynindeki bilgileri alabilmenin mümkün olduğu seyirciye anlatılıyor ki inanalım, gerisini düşünmeyelim.
* Tüm ekibin bizim kahramanlara olan desteği, birliktelik ruhu, olay bitene kadar tipik film klişesi ile ayakta sap gibi durup sonra da sürü gibi birlikte bağırmaları da komedinin son noktası...
* Bir de aynı ekip neredeyse kesintisiz, her açıdan kahramanlarımızı görüyorlar; her konudan herkes haberdar, iletişim inanılmaz, sanırsınız bizim kahramanları bizimle birlikte ekrandan en ücra yerde bile seyrediyorlar!..
* Filmde bir sahnede Brandon Fraser da gözüküyor ama ne işi var onun orada derken, yönetmenin “The Mummy” ve “The Mummy Returns” filmlerinin yönetmeni olduğunu da hatırlıyorsunuz. Haa, bir de mumya rolündeki oyuncu bile bu filmde oynuyor.
* Hatta bu yönetmen amcam piramitleri o kadar sevmiş olacak ki, mumya filmleri sonrası Transformers 2’de ve bu filmde de saçma sapan bir şekilde pervasızca utanmadan seyirciyi aptal yerine koyarak kullanmaktan da kaçınmamış. Bir ara "bunlar piramitin altında gizli üslerinde takılırken üste de Transformer’daki malum sahneleri gösterseler bari bu filmde, iki film aynı anda çekilmiş gibi olur, gönderme de olur" diye koptum valla.

Daha gülmekten kırıldığımız ne sahneler vardı kimbilir, hatırlatan olursa eklerim. :)

Not: Filmin sonunda maalesef devamının geleceği de anlaşılıyor.

02 Eylül 2009

Film Yorum 85 - Ice Age: Dawn of the Dinosaurs

8/10

http://www.imdb.com/title/tt1080016/

Yönetmen: Carlos Saldanha

Seslendirenler: John Leguizamo (Sid), Denis Leary (Diego), Queen Latifah (Ellie), Ray Romano (Manny), Chris Wedge (Scrat)

Buz Devri serisinin üçüncüsünde Scrat yine asla ele geçiremediği meşe palamudunun (ve bu sefer belki aşkın da) peşindedir. Manny ve Ellie yavruları minik mamutun doğmasını beklemektedirler. Miskin Sid, bulduğu dinozor yumurtalarından çıkan yavrularla kendine geçici bir aile kurar, fakat bu Sid için pek de iyi olmayacaktır. Kılıç dişli kaplan Diego da arkadaşlarıyla ilişkisinde çok yumuşak bir tavır sergileyip sergilemediğini sorgulamaktadır.

Sid’i başına aldığı belalardan kurtarmak için çıktıkları yolculukta kendilerini birden gizemli bir yeraltı dünyasında bulan ekip, karşılaştıkları dinozorlar, aklını kaçırmış gibi duran değişik hayvan türleri ve tek gözlü, acımasız dinozor avcısı gelincik Buck ile heyecan dolu ve bir o kadar da eğlenceli bir maceranın ortasında kalırlar.

Kahramanlarımız Sid, Manny ve Diego'ya ikinci bölümde yer alan Ellie ve fareler, bu bölümde de eşlik ediyor.

Artılar:
* Film, ilk iki filmdeki konu ve karakterleri güzel bir şekilde kullanmaya devam ediyor. İlk film kadar olmasa da başarılı bir animasyon olmuş.
* Özellikle en ilgi çekici karakterlerden Scrat’in paralel süren palamut macerasını bu sefer arttırarak güzel bir şekilde sunmuşlar.
* Yeni eklenen Buck karakteri de Karayip Korsanları’ndaki Jack Sparrow misali ortama renk katmış.
* Bu sefer, buzullar dışındaki bir ortamda da karakterleri seyretme şansımız oluyor.
* Özellikle Türkçe seyrettiğinizde ilave espriler de mevcut.
* Filmde bol bol esprili sahneler ile gülmekten kırılıyorsunuz, keza karakterlerin söz ve tavırları da eğlenceli.
* Tabii bu kadar sahneyi film sonrası "unutma eğrisi" kuralına göre hatırlamıyorsunuz, ama gülme gazının olduğu bir sahne var ki, unutulmaz sanırım. :)

Eksiler:
* Film 3 boyutlu, ama belki sinemadan olsa gerek çok da 3 boyutlu sahne fark edilmiyor. Zaten bu film için de gerekli değildi, kendisi yetiyor. :)
* İlk filmdeki orijinallik sonrasında, aynı karakterler ve tekrarlayan davranışları, bu son filmde bazı yerlerde zorlama espri hissi uyandırıyor insanda.
* Bir de diğer filmlere nazaran aksiyon kısmı daha bir eksik gibi geldi bana.