29 Haziran 2008

Film Yorum 31 - Wanted

6.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0493464/

Yönetmen: Timur Bekmambetov

Oyuncular: James McAvoy (Wesley), Morgan Freeman (Sloan), Angelina Jolie (Fox)

Hayatında oldukça başarısız olan ve bu döngüyü kırmak isteyen Wesley, kendini bir anda suikastçi olarak eğitilirken bulacaktır. Yüzyıllardır dünyada düzeni korumak adına seçilen bazı insanları öldüren "Kardeşlik" birliğini Wesley'in babasını da öldüren bir kişi tehdit etmektedir. Wesley sahip olduğu yeteneği ortaya çıkarırken babasının intikamını almak için sabırsızlanmaktadır. Ancak olaylar onu hiç beklenmedik gerçeklere doğru götürecektir.

Artılar:
* Hiç kuşkusuz ki aksiyon sahneleri ile göz dolduran bir film. Tabii bu sahnelerinin bazılarının abartılarından dolayı kahkahaya boğulacağınız anlar da olacaktır, artık filmi seyrederken artı ama filmin kendisi için eksi mi bilemem :)
* Konu olarak Matrix tarzı bir giriş (Neo'nun kendisi keşfi gibi Wesley'in ofis sahneleri, Trinity'nin havada asılı kaldığı sahne gibi binadan uçan bir tipleme), SinCity ve Fight Club tarzı hikayesini anlatan bir kahraman ve Shoot ‘Em Up tarzı bir aksiyon ile ikinci yarıda bir de yarı-sürpriz bir gelişme içeren bir yapım...
* James McAvoy'un oyunculuk performansı iyi. Canlandırdığı karakter de eğlenceli...

Eksiler:
* Gelelim yukarıda değindiğim kahkaha attıran absürd sahnelere:
- Daha filmin başında öyle bir kurşun görüyorsunuz ki sanki uzaya giden mekiğin fırlatma roketi misali değişik aşamalarda kademe bırakıyor. Yok öyle bir şey, nasıl bir ayrılma sistemi var, itkiyi ne sağlıyor, heyt :)
- Dönen ve kapısı açık bir arabaya ayaktaki birini içeri alacak şekilde denk getirme şansı nedir? Tabii bir yerini sakatlamadan lök diye alacak şekilde? İşte bu sahne kopartıyor insanı...
- Ancak bir numaralı düşünce-ki filmin temel hikayesinin çizgi roman olduğunun göstergesi- kurşuna falso verilebilmesi. Seyretmesi zevkli oluyor da fizik kuralları tamamen altüst ediliyor (spin atan merminin dönü kinetik enerjisi zaten rüzgardan bile sapmadan dümdüz gitmesini sağlıyor). Hele bunu yapabilen arkadaş aynısını son sürat giden bir trenin üzerinde iken de yapmayı başarıyor (bağıl hızı da hesaba katıyor).
- Kurşuna verilen falso hadi tamam dedik, özel çıkıntılı bir kurşun falan, bir anlık sapıp önündeki engeli aştı diyelim ama yav peki dairesel salvo nasıl oluyor ve bunu yapabilen neden aralarındaki en iyi suikastçi değil???
- Bir de karşılıklı 2 merminin havada çarpışması var ki, inanamıyorsunuz. Yani her ikisi de mermiyi nedense birbirlerinin başına/kalbine falan değil de diğer merminin çıktığı namluya nişan alıyorlar!!!
- Bir de suikast düzenlenecek isimlerin geldiği iplik dokuma tezgahı var ki, tüm modern bilgisayarların atası! İkilik (binary) sistemle isimler üretiyor, ipliğin nereden geldiği meçhul, çalışma algoritması meçhul ama her ne hikmetse her zaman İngilizce ve anlamlı ad-soyad kombinasyonlarını üretebiliyor.

* Yani kısaca eskiden teknolojik yetersizlikler sebebi ile bizim Malkoçoğlu gibi aynı anda 3-4 ok atan, yükseklerden zıplayan nice cengaver ve yiğidimizi "hadi ulen" diye film şaklabanlarına çevirip tarihimizi rezil ederken şimdi film hilesi denilen teknoloji ile yine fiziksel olarak mümkün olmayan şaklabanlıkları sırf eğlence/aksiyon ayağına kabullenir olduk ya ne diyeyim...

* Filmin Saw tarzı kanlı sahneleri de bazı yerlerde gereksiz abartılı olmuş. Aynı şekilde kahramanımızın binaya dalarak önüne çıkanı devirdiği sahnelerdeki olaylar gibi.

* Angelina Jolie ve Morgan Freeman benzer rolleri başka filmlerde defalarca oynadıklarından ne kendilerine ne de filme ilave bir katkı sağlamıyorlar.

15 Haziran 2008

Film Yorum 30 - The Incredible Hulk

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0800080/

Yönetmen: Louis Leterrier

Oyuncular: Edward Norton (Bruce Banner), Liv Tyler (Betty Ross), Tim Roth (Emil Blonsky), William Hurt (Gen. Thaddeus 'Thunderbolt' Ross)

Bilim adamı Bruce Banner, tüm hücrelerini zehirleyen gama radyasyonuna maruz kalmış ve öfkelendiğinde kontrol edemediği bir kişiliğe dönüşmüştür. Hulk kişiliğininden kurtulmak için çareler ararken gölgelerde yaşayarak, eski hayatından ve sevdiği kadından uzak kalmaktadır. Ancak bu kaçışı sona ermiş ve General T. Ross ve ekibi yerini bulmuştur. Artık sadece içindeki canavar ile değil, peşindekilerle ve bir başka amansız düşmanla da karşı karşıyadır.

Artılar:
* Eski Hulk filmine nazaran gişeyi hedefleyen ve aksiyon yönünden doyurucu bir yapım. Hatta bu amaçla, filmin başında ilk filmde gerçekleşen olaylar kısa kısa sahnelerle yeni oyuncular tarafından çekilmiş ve "flashback" şeklinde seyirciye verilerek önceki Hulk filmi adeta hafızadan silinmek istenmiş.
* Edward Norton bu filmde oynadığı karakteri kendisine çok yakıştırılmamış olsa bile iyi bir oyunculuk çıkarmayı başarmış.
* Filmin bu versiyonunun çizgi roman mantığını (o seviyede mantık) koruduğu bazı sahnelerde ortaya çıkıyor. Hulk'un ellerini çırparak ses dalgası üretmesi, yere yumrukları ile vurarak ilerleyen bir deprem dalgası oluşturması.
* Devam filmine yönelik ilk ipuçları seyirciye başlarda çaktırmadan veriliyor ama son sahnede yakın zamanlardaki bir başka Marvel filminin kahramanın görünmesi durumu apaçık gösteriyor ve ilginç bir sürpriz oluyor.
* Gezelim görelim bilgisi: Brezilya'nın gecekondu bölgelerini görünce insan bizimkilere şükrediyor. :)
* Stan Lee bilgisi: Artık Alfred Hitchcock tarzında Stan Lee her Marvel filminde ufak bir rol almayı ihmal etmiyor.

Eksiler:
* Filmin maalesef aksiyonu ön plana çıkarması sonucu karakterler ve duygulara yönelik öğeler hikayede eksik kalıyor. Karakterler sığ geçiliyor.
* Liv Tyler'in oyunculuğu göz doldurmuyor -ki kendisi göz dolduruyor :). Karakter sığlığına bir örnek de Liv'in beraber olduğu karakteri Bruce'u görünce pat diye bırakması ve bir sahne dışında adamın filmden silinmesi.
* Çizgi roman filmlerinde aksiyon arası mizah öğeleri de bu filmde çok yok (taksi sahnesi dışında)
* Mantık hataları da bu tür fantastik çizgi filmlerin kaçınılmazı:
Arabaları kağıt gibi dağıtan güçlerine rağmen her nedense paslı zincir ile birbirlerine boğazlarlarken zincire bir şey olmaması; alevlere sırtını dönünce ön tarafı (ve kızı) etkilememesi, helikopterden gereksiz bir cesaret ile heyecan olsun diye atlayarak inme (yanaş çatıya atla kardeşim), Bruce'un kanından çoğaltılmış yüzlerce serumun akibetinin meçhuliyeti, vb.

09 Haziran 2008

Film Yorum 29 - Superhero Movie

5/10

http://www.imdb.com/title/tt0426592/

Yönet
men: Craig Mazin

Oyuncular: Drake Bell (Rick Riker), Sara Paxton (Jill Johnson), Christopher McDonald (Lou Landers), Leslie Nielsen (Uncle Albert), Kevin Hart (Trey)


"Naked Gun" ve "Scary Movie" serilerinin yapımcıları, bu kez "Spiderman", "Batman", "X-Men" ve "Fantastic Four" gibi süper kahraman filmleriyle dalga geçiyor. Rick Riker, DNA'sı değiştirilmiş bir yusufçuk tarafından ısırılarak süper güçler kazanan bir gençtir. Ancak süper güçlerini kullanmak konusunda sorunlar yaşamaktadır.


Artılar:

* Film "gül-eğlen-unut" mantığında olduğundan bu tarzda bir şey seyretmek isteyenlere hitap ediyor. Ancak tiye aldığı filmleri de seyretmiş olmanız bunun için artı olacaktır.

* Kısa olduğundan fazla sıkılma şansınız olmuyor :)


Eksiler:

* Mizahın tadını zaman zaman kaçırıp iyice sulandırdıkları/abartıkları/saçmaladıkları ve filmi rezil ettikleri yerler bir hayli fazla. Adam gibi dozunda bıraksalarmış daha güzel olabilirmiş.

* Sam Raimi'nin Peter Parker tiplemesinin "Spiderman"deki mimikleri ve ince esprileri seyirciyi güldürmeyi başarırken buradaki tipleme suni kalmış.
Bu yüzden, zaten eğlenceli olan "Spiderman"i ağırlıklı olarak tiye alması da filmin en zayıf noktası ...
* Sonuç olarak, film zaten eğlendirmeyi başaran filmleri tiye alarak aynı eğlence seviyesini vermeyi başaramayan, bu filmlerden aldıklarına bir katma değer koymayan ve tiye alayım derken bazı sahneleri yüzüne gözüne bulaştırarak ters tepki yaratan bir yapım olmuş.

Film Yorum 28 - Funny Games U.S.

4/10

http://www.imdb.com/title/tt0808279/

Yönetmen: Michael Haneke

Oyuncular: Naomi Watts (Ann), Tim Roth (George), Michael Pitt (Paul)

Kısa bir tatil için göl kenarındaki yazlık evlerine giden bir aile komşularının misafirleri ile tanıştırıldıktan sonra bir gariplik hissederler. Aile kendi evine yerleşirken, gizemli misafirler onları ziyarete gelir ve hiç beklenmedik olaylar başlar.

Artılar:
* Çok bi artısı yok, merak uyandırıyor başlarında o kadar. Ama,

Eksiler:
* Eksisi çok. Bi kere uyanan merak öyle uyanık kalıyor. Filmin sonu bir anlam içermiyor. Yönetmen de bulamamış herhalde ki öylesine bitiyor. Zaten aynı filmi 2. kez çekmiş, değişen bir şey de olmamış, aynı boş film.

* Hele filmin sonlarına doğru acayip saçma (filmi gerçeklikten çıkaran) bir uzaktan kumanda sahnesi var ki, o kadar olur yani...

* Tüm yukarıdaki hususları geçseniz bile çok durağan ve sıkıcı bir film.

* Sırf insanların vaktini çalmaya yönelik bu tip yapımlara karşı, vaktinizi boşa harcamayın demek için bunları yazıyorum. Bari biz kaybettik sinema uğruna, siz kurtulun... :)

06 Haziran 2008

Film Yorum 27 - 21

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0478087/

Yönetmen: Robert Luketic

Oyuncular: Jim Sturgess (Ben Campbell), Kevin Spacey (Micky Rosa), Kate Bosworth (Jill Taylor)

Ben Campbell okul masraflarını ödemek için paraya ihtiyacı olan ve yanıtı kartlarda arayan, zeki ama utangaç bir MIT öğrencisidir. Başlarında okulun dahi profesörü bulunan ve okulun en yetenekli öğrencilerinin dahil olduğu bir gruba katılır. Her hafta sonu sahte kimliklerle Vegas’a giderek yirmi bir oyununda kartları sayıp büyük vurgun yapmayı planlamaktadırlar.

Artılar:
* Eğlencelik bir film. Ocean's 11 ve Maverick tarzında ama biraz daha sakin ve düz tarzda :)
* Yine de sonunda 2 adet ufak sürpriz var diyebiliriz.

Eksiler:
* Film gereğinden biraz uzun ve yer yer sıkabiliyor.
* Hikayeye çeşni olsun diye katılan yan konular çok iyi işlenmemiş ve filmin tekdüze bir akışa kapılmasına sebep olmuş.

02 Haziran 2008

Film Yorum 26 - The Other Boleyn Girl

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0467200/

Yönetmen: Justin Chadwick

Oyuncular: Natalie Portman (Anne Boleyn), Scarlett Johansson (Mary Boleyn), Eric Bana (Henry Tudor)

Ailelerinin hırsı yüzünden yakışıklı ve tutkulu kral 8. Henry’nin aşkı için rekabet etmek durumunda kalan iki güzel kız kardeşin, Anne ve Mary Boleyn’in hikayesi, sonunda entrika, iktidar oyunu, aşk ve ihanet dolu bir hale gelecektir.

Artılar:
* Özellikle Natalie Portman'ın oyunculuğu iyi (tabii filmde en önemli karakter olmasından dolayı en ön plana çıkan da o)
* Tarihi filmlerden hoşlanıyorsanız ve 16. yüzyıl İngiltere'sini merak ediyorsanız film ilginizi çekebilir. Özellikle İngiliz tarihindeki dönüm noktası olan bir zaman ve kişilerden bahsedilmekte.
Ama ciddi bir tarihi yapım olmadığını da belirtmem gerek.

Eksiler:
* Yok banane İngiliz'in tarihinden derseniz de film ilginizi çekmeyecektir zaten. Ama yine de o yüzyılda İngiliz soylularının soyluluğunu görmek için seyretmekte fayda var :)
* Film bir kitaptan uyarlandığından maalesef hızlı ilerlemek ve birçok detayı atlamak durumunda kalmış.
Özellikle kişiler arasındaki çıkar çatışmaları filmin hızı ile arada kaynamış. O yüzden de kitap olarak kalsaymış daha iyiymiş...