29 Ocak 2009

Film Yorum 63 - Vicky Cristina Barcelona

6.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0497465/

Yönetmen: Woody Allen

Oyuncular: Javier Bardem (José Antonio), Rebecca Hall (Vicky), Scarlett Johansson (Cristina), Penélope Cruz (Maria Elena)

Vicky (Rebecca Hall) ve Cristina (Scarlett Johansson) adlı iki genç ve güzel Amerikalı arkadaş, yaz tatilini geçirmek için Barselona'ya gelirler. Her ne kadar yakın arkadaş olsalar da ikilinin karakterleri birbirinden tamamen farklıdır. Evlenmek üzere olan Vicky, ilişkiler konusunda fazlasıyla muhafazakar ve kontrol düşkünüdür. Cristina ise her tür maceraya açık özgür ruhlu bir kadındır. İkilinin yaz tatili, yakışıklı ve bohem ressam Jose'yle (Javier Bardem) tanışmaları ve onunla kısa bir tatile çıkmalarıyla yön değiştirir. Jose'nin güzel fakat dengesiz eski eşi (Penelope Cruz) ile de tanışmaları kaotik sonuçlar doğuracaktır.

Artılar:
* Woody Allen'in "Match Point" ile başlayan farklı tarzı sonrasında bir film. Eski filmlerini sevmeyenlerden iseniz bunları beğenebilirsiniz. Artık New York-ABD dışında kendini/filmlerini Avrupa'ya -biraz mecburen de olsa- vermiş yönetmen ve daha da iyi olmuş.
* Film "Match Point"tekine paralel bir temada gidiyor, sonu bile bir açıdan öyle... :)
* Barselona şehri de güzelmiş. :)

Eksiler:
* Filmdeki gerek karakterler, gerek senaryo anlamında son derece farazi ve monoton bir yapı mevcut. Görünenin tam tersi zannedebilirsiniz bu yorumu, ama zaten ben de Woody Allen'in sanat için film çekim tarzını gördüğümden ve bundan hoşlanmadığımdan böyle diyorum. Bu tarzı bayıcı ve suni bir tarz bence, sanki sıkıntıdan bari eğlenmek için böyle bir şey yazalım denmiş gibi geliyor insana... :)
* Bazı klişeler de göze batmıyor değil: her devirde briç oyunu, analog fotoğrafçılık ile karanlık oda, kadın-erkek ilişkilerindeki çelişkiler/açmazlar (yönetmenin hep tarzı ile anlatılan), karakterin hayatından sıkıldığını gösteren bildik sahneler ve zıt karakterler ile aşk girdabı sonucunda bilinen mutsuzluklar, vs. vs.
* Klişe olmayan ancak filmin normal gördüğü ilişkilerin, ortalama ahlaki değerlerden aşağıda tabanda sürünüyor olması da sizi rahatsız edecekse seyretmemeniz uygun olacaktır. :)
* Bir de filmin konusunu düşününce yönetmenin hangi hayalgücü ve gerçek dışı bir dünyada yazdığını (sadece ilişkiler anlamında değil, karakterler, davranışları, düşünceleri, konuşmaları, her şeyin bildik şekilde denk gelişini, yönetmenin kendince anlatımlarda yansıttığı görüşleri, vs. vs.) düşünmeden edemiyor insan. Hatta yönetmenin sevgi ve aşk üzerine bildiği veya bildiğini sandığı düşüncelerini filme yansıtarak acaba filmde kime hitap etmiş diye de düşünüyor insan; çünkü gerçekten filmin gelişme ve sonuç kısımlarında vermeye çalıştığı duygu ve mesajlar, yer yer absürd/farazi geliyor, çoğu seyirci kendini bu duygulara kaptıramıyor. Neyse, filme kendini kaptıranlar elbette vardır ve beğenmiştir, ama izlenme sayısına ve aldığı puana göre diğerlerinin çoğunlukta olduğu aşikar maalesef...
* Örneğin, Cristina'nın Jose ve Maria'nın ilişkisinde tek eksik sos/baharat olması; bence bir insana yapılabilecek en büyük hakaret belki de....

Not: Fantastik denilen bir filmde (Batman mesela) verilen duygu mesajları da böyle romantik/drama filmlerinden neden daha iyi oluyor diye düşünüyor insan. Fiziksel ortamda hayal gücü tamam, ama duygu anlamında gerçekçilik var o filmlerde. Bu filmdeki gibi filmlerde duygu anlamında da hayal gücü var ise direkt komedi demek daha mantıklı... :)

24 Ocak 2009

Film Yorum 62 - Twilight

7/10

http://www.imdb.com/title/tt1099212/

Yönetmen: Catherine Hardwicke

Oyuncular: Kristen Stewart (Isabella Swan), Robert Pattinson (Edward Cullen), Taylor Lautner (Jacob Black), Michael Welch (Mike Newton)

Annesinin yeniden evlenmesi ve uzun seyahatlere çıkmak zorunda olması sebebiyle, Phoenix’te yaşayan Isabelle Swan, babasının yanına Washington’ın Fork kasabasına taşınmayı tercih eder. Sıcak bir iklimden, güneşin nadiren uğradığı bu kasabaya düşen Bella'nın babası ile arasında soğuk bir ilişki vardır. Yeni okuluna ve insanlara alışmaya çalışırken farklı bir tarzdaki Edward'ı fark eder. Edward ve ailesi uzun süredir bu kasabada yaşamakta, vampir kimliklerini saklamakta ve insan kanı içmeden, insanlara zarar vermeden sakin bir hayat sürmektedirler.

Kısa sürede Edward’a aşık olan Bella, bir süre sonra Edward’ın vampir olduğunu öğrenmesine rağmen ondan vazgeçemez. İkili arasında tehlikeli ve tutkulu bir ilişki başlar. Bu arada başka vampirlerin ortaya çıkması ile durum daha da karışacaktır.

Artılar:
* Film, tutulan bir kitaptan uyarlanmış ve kitaba genelde sağdık kalan bir senaryoya sahip diye duydum. Dolayısı ile senaryosu klişe vampir hikayelerinden uzak ve daha çok imkansız bir aşk hikayesi tarzında. Aksiyon veya vampir filmi beklentiniz yok ise bu açıdan güzel.
* Filmdeki bazı repliklerde de oldukça orijinal ve sevgiyi ifade etmenin ilginç söylemlerini içermekte.

Eksiler:
* Kitabı nasıl bilemem, ama filmin ağırlıklı olarak üzerinde durduğu aşk hikayesinin giriş kısmı ortada hiç yok, son derece sığ geçilmiş. O yüzden filmin baştan seyirciyi bu temel konuya bağlamasında eksik kalınıyor, hop diye "biz ayrı dünyaların insanlarıyız" muhabbetine geçiliyor. İkili arasında da gelişme kısmında ormanda kimliği açıklama ve devamındaki sahneler dışında güçlü bir bağ ve duyguya dair emare pek yok.

* Filmde vampirler var demişken, klişelerden uzak olalım denilince 180 derece dönmek de çok iyi durmamış. Efendim vampirler neden güneşe çıkmazmış, çünküm elmas gibi parlarlarmış bu üstün varlıklar, zavallı insanlar daha da aşağılık kompleksine kapılmasınlarmış. Bu pek de yeterli gelmedi bana. Blade, Underworld, Buffy tarzı filmler ve oradaki özelliklere alıştık artık :)

* Zaten mermerden yontma Michelangelo heykeli tipindeki vampirler ile Tim Burton tarzı film çağrışımı benim tenime de bir soğukluk getirmedi değil hani. :)

* Esas oğlanın "cool" modunda tavırları ile bazı sahnelerdeki ızdırapları; güzel replikleri ile bazı sahnelerde dilini yutmuş tavırları (kıza karşı hisleri ve sonrasında ormandaki uzak durmaya yönelik olan sahneleri kastetmiyorum tabii ki) bende açıkcası karakterin tutarlı ve inandırıcı bir tavır sergilemediğine dair bir his uyandırdı. Kızın da buna benzer tavırları var, ama sevmenin sonucunda yaşadığı çelişkiler ile hal ve tavırları ile bu ikilemini tutarlı bir şekilde verebiliyor. Oyunculuk farklılığı belki işte, oğlanı pek gözüm tutmadı... Ya da erkekler filmde kıza ilgisini kaydırmışken, bayanlar da oğlana ilgisini kaydırmışken diğerini iplemiyor da olabiliriz :)

* Efektler ve görsellik konusunda ise film zayıf durumda. Zaten aksiyon anlamında bir beklenti taşımak ise dediğim gibi hayal kırıklığına sebep olabilir.

* Ancak beni en çok hayal kırıklığına uğratan ise filmin sonuna doğru akışında senaryonun kötü karakter ve konu zenginliği anlamında eksiklikleri oldu. Filmin aşk hikayesine heyecan katmak, konudaki monotonluğu almak ve devamına imkan sağlamak için yoldan geçen 3 vampir (film boyunca geçmeye devam eden) konuya zınk diye dahil ediliyor, yoksa ortada kötü bir karakter de yok... Ah nerede Batman'daki Joker... :)

* Kızımızın neden kendine saldıran vampire karşı birtakım bilinen önlemler ile kendini savunmadığı da meçhul, acaba bu öğeler de mi değişmiş kitapta, filmde hiç yok çünkü?

* Özetle, şahsi fikrim: Ne bir vampir filmi tarzı gerilim/aksiyon; ne de bir aşk filmi tarzında duygusallık; ortaya karışık, imkansız bir aşk temasına dayalı biraz orijinal (Underworld ve Buffy'de benzer imkansız aşk temaları da işlenmişti zaten) ve replikler ile iş yapmaya çalışan orta halli bir yapım.

Yukarıdaki yorumlardan bağımsız bir görüş:

Filmi seyredenler, aşağıdaki sitede yazan filmin konusu kısmını eğlenmek için okuyabilirsiniz. Seyredenler anlayacaktır, epey bi sallamışlar, ifadeler de komik zaten...
Anlamıyorum ki, adamlar filmi seyretmeden sallıyorlar mı acep.
http://www.sinema.com/film/15458/alacakaranlik

23 Ocak 2009

Film Yorum 61 - Yes Man

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt1068680/

Yönetmen: Peyton Reed

Oyuncular: Jim Carrey (Carl Allen), Zooey Deschanel (Renee Allison), Bradley Cooper (Peter)

Hayatı boyunca insanlardan uzak durmaya çalışan, her şeye hayır demeye alışmış Carl Allen, bir gün arkadaşına uyarak bir seminere katılır. Her soruya cevabının "Evet" olacağı bir yola sürüklenir ve bunun açtığı yeni olasılıklar ile hayatı beklenmedik bir şekilde değişir. Başlarda pozitif yönde olsa da bu kararı ister istemez belaya da "Evet" anlamına gelecektir.

Artılar:
* Jim Carrey'i yıllar sonra bu tarz bir komedide görmek güzeldi. Jim Carrey ilerlemiş yaşına rağmen kendine has mimikleri ile yer yer performansını gösteriyor.
* Filmin konusu da ufak açıklarına rağmen fena değil ve güzel işlenmiş.
* Zooey Deschanel'in de oyunculukta ve şarkılarda performansı iyi.
* Filmin ilerleyişinde yer yer ilginçlikler de mevcut.

Eksiler:
* Ama ilerleyişindeki bu ilginçliklere rağmen bildik tarzda gelişmeler ve devamını tahmin anlamında tipik bir komedi film.
* Filmin temelini oluşturan "Evet" konusunda da mantık hataları bir hayli var.
* "Liar Liar" filminin yalancı=evet dışında kopyala-yapıştır hali gibi ufak bir hissiyat oluşturdu (ikisi de benzer tarz komedi filmi ya); her ne kadar öbür filmi çok hatırlamasam da :)

22 Ocak 2009

Film Yorum 60 - Saw V

5/10

http://www.imdb.com/title/tt1132626/

Yönetmen: David Hackl

Oyuncular: Tobin Bell (Jigsaw/John Kramer), Costas Mandylor (Mark Hoffman), Scott Patterson (Agent Strahm)

Saw 1,2,3,4'de konu ne ise benzeri yav işte... :)

Artılar-Eksiler:
* Bir önceki film yorumunda Transporter 3 için yazdıklarımda sadece aksiyon=gerilim, döğüş-kovalamaca=şiddet-ölüm diye değiştirdik mi, aynen olur aslında yorumlar. Hatta mantık hataları bile geçerli... :)

* Filmin ilkinin getirdiği bir orijinallik vardı; tüm şiddet ve kana rağmen bir biçimde katlanıp seyredilebiliyordu. Ama beşe ulaşınca insan yeter artık, bitsin bu işkence/testere diyor. :)

* Daha önce tutulmuş bir filmin devam filmi çekildiği zaman gitmeden önce şunları düşünürsek:
1) İlk film yeterince iyi miydi?
2) Devamı çekilecek kadar konuda yeterli malzeme var mıydı?
3) Devam filmine yönelik konunun devamı var mıydı?
4) Temcit pilavı olarak üzerine bir artı konmasa da hoşunuza gider mi?
5) Gidecek daha iyi film var mı o sıralarda? :)

Saw V, madde 3 ve 4 sayesinde, konuyu geçmiş serilerle orijinal bir şekilde bağlamak (hatta biraz belgesel modunda) ile biraz kurtarıyor kendini. Amma velakin, biliyoz artık testere yöntemlerini. Üstelik bitiş tarzı da artık orijinal değil 1.den sonra, hatta artık gıcık bir bitiş olarak geliyor insana... :)

* Üstelik filmin şiddet tarzına yakışır tarzda alternatif bir yorum gerekirse buyrun: Bu kadar şiddet içerikli, bol kanlı ve vücüt parçaları tıkıştırılmış sahneler ile bir film olmaktan çok artık birilerinin bu tür duygularını tatmin etme yoluna girmiş gereksiz bir film. Bir de hazırladığı oyunlarla suçlu insanları cezalandırmak yerine onlara yeni bir şans verdiğini sanan kendice akıllı ve de her zaman şanslı/planlı bir katilin egosu da artık baydı...

* Neyse, zevkler-renkler ikileminden çıkış olmadığından 1. tarafın üstteki görüşüne binaen 2. taraf için de mutlu haber verelim:
Muhtemelen, yine de midesi kaldıran ve bu işten zevk alanlar için her sene Saw'un yeni versiyonları çıkacaktır, alan var ise satan da olur. 2012'de Maya kehanetleri mi ne var ya, Saw 9 bakalım bununla ilgili çıkar mı? :)

Film Yorum 59 - Transporter 3

6/10

http://www.imdb.com/title/tt1129442/

Yönetmen: Olivier Megaton

Oyuncular : Jason Statham (Frank Martin) , Natalya Rudakova (Valentina), Robert Knepper (Johnson)

Frank, Marsilya’daki Ukrayna Çevre Koruma Ajansı Başkanı Leonid’in kaçırılan kızı Valentina’yı Karadeniz kıyısındaki Odessa’ya götürmekle yükümlüdür. Frank, yolculuk sırasında bir yandan bu işi alması için baskı yapan insanlarla uğraşırken bir yandan da Vasilev tarafından gönderilen ajanlarla başa çıkmak zorundadır.

Artılar-Eksiler:
* Bu serinin bir artısı kaldı mı merak ediyorum, ben bulamadım, yine serinin 1 ve 2.sinden bildik klişeler, üzerine bir artı konmamış kovalamaca, döğüş sahneleri, vs. vs. Üstelik aksiyon olarak da eksikler var: Filmin çoğu arabada geçse de genelde yolculuk şeklinde. Aksiyon sahnelerindeki mantık hataları açısından 1 ve 2'yi aratmıyor. :)
Daha önce tutulmuş bir filmin devam filmi çekildiği zaman gitmeden önce şunları düşünmek şart oldu artık:
1) İlk film yeterince iyi miydi?
2) Devamı çekilecek kadar konuda yeterli malzeme var mıydı?
3) Devam filmine yönelik konunun devamı var mıydı?
4) Temcit pilavı olarak üzerine bir artı konmasa da hoşunuza gider mi?
5) Gidecek daha iyi film var mı o sıralarda? :)

İşte bu seri bu açılardan biraz eksik ve aksiyon dışında bir şey de vaad etmiyor.
Velhasıl, sinemada seyredilmeyip bir akşam evde sıkılınca kanallarda başka bir şey bulamaz iseniz ve bari aksiyon olsun derseniz seyredilebilecek bir film...

13 Ocak 2009

Film Yorum 58 - Bolt

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0397892/

Yönetmen: Byron Howard , Chris Williams

Seslendirenler: John Travolta (Bolt), Miley Cyrus (Penny), Susie Essman (Mittens), Mark Walton (Rhino)

Henüz yavru iken hayvan barınağından küçük bir kız tarafından alınan ve yetiştirilen Bolt, sahibi Penny'yi korumak için kötü adamlarla mücadele etmektedir. Zaman içinde Mittens adlı sokağa atılmış bir ev kedisiyle Rhino adlı televizyon delisi bir hamsterin yardımını alan Bolt için işler hiç de ummadığı bir yönde gelişecektir.

Artılar:
* Filmin giriş kısmında güzel bir sürpriz mevcut. Hani film o şekilde de gitse eğlenebilirim dedirtiyor :) Neyse bunu bozmamak için konunun detayına girmeyeyim, ama sinema sitelerinde bazı kendini bilmezlerin yazdığını okuduysanız geçmiş olsun zaten...
* Filmin 3 boyutlu versiyonunu kesinlikle tercih etmek lazım, 3 boyutlu bir filmde konu bile olmasa o şekilde seyretmek ayrı bir zevk zaten.
* Karakterlerin her biri ayrı bir eğlence ve görünüşleri de güzel. Ice Age'in sincabı, Madagaskar'ın penguenleri, Nemo'nun martılarından sonra burada da eğlenceli yan karakterler olarak güvercinler karşımıza çıkıyorlar ve bir hayli de matraklar.
* Bir ara Truman Show'u da hatırlatıyor diyeyim.

Eksiler:
* Bütün bunlara rağmen çok fazla klişeler mevcut.
* Bir de benzeri ice age ile kıyaslanınca onun kadar eğlenceli değil maalesef. Yer yer yavaş ilerlediği anlar da oluyor.

12 Ocak 2009

Film Yorum 57 - Passengers

6.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0449487/

Yönetmen: Rodrigo García

Oyuncular: Anne Hathaway (Claire Summers), Patrick Wilson (Eric), Andre Braugher (Perry), Dianne Wiest (Toni), David Morse (Arkin)

Genç terapist Claire Summers (Anne Hathaway), hocası (Andre Braugher) tarafından korkunç bir uçak kazasından sağ kurtulan beş yolcuya danışmanlık yapmakla görevlendirilir. Kazadan kurtulduktan sonra yardımı reddeden Eric (Patrick Wilson) ile yakınlaşmaya başlarlar. Bu arada, diğer hastalar terapi sırasında kazaya yönelik çeşitli bilgileri hatırlamaktadır. Ancak hastalar tek tek kaybolmaya başlar ve havayolunun bir şeyleri örtbas ettiğinden şühpelenen Claire etrafındaki herkesin dahil olduğu bir komplo içerisinde olduğundan şüphelenmektedir. Gerçekler ise hiç tahmin etmediği bir yönde gelişecektir.

Artılar:
* Benzer tarzda iki film, Bruce Willis ve Ewan McGregor'un oynadığı filmler, adlarını vermeyeyim. Bu da nispeten onlardan biraz geride kalsa da fena değil.
* Filmin son 20 dakikasında zaten o ana kadar beklediğiniz gizemin çözümünü görmek güzel.

Eksiler:
* Ama ne sonunda açıklananlar, ne de filmin genel gidişatı bahsettiğim diğer iki film ile kıyaslandığında maalesef filmi kurtaramıyor.
* Film, sonuna kadar vermeye çalıştığı gizem havasında biraz zayıf kalıyor, gidişat yeterli malzeme ile doldurulamadığından vasat.
* Bu filmin tarzını zaten ilk yarıdan sonra çözenlerden iseniz, çok geçmeden aslında ne olduğunu film daha söylemeden anlayabiliyorsunuz, ki bu da o kadar da bildik bir tarzı biraz başarısızca kullandıklarına delil olabilir.
* Özellikle filmin sonuna güvenip giriş ve gelişmeyi yavan bırakmak, ister istemez niye bizi boş yere oyaladınız, hadi artık sıkmayın da çıkarın dilinizin altındaki baklayı dedirtecek şekilde ortalarda sıkılmanıza sebep olabilir. E, seyirciye sonundan önce oyalanacağı bir şeyler verilmezse böyle oluyor.