31 Mart 2008

Film Yorum 15 - Mongol

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0416044/

Yönetmen : Sergei Bodrov
Oyuncular: Khulan Chuluun (Börte) , Odnyam Odsuren (Genç Temuçin) , Honglei Sun (Jamuhka) , Tadanobu Asano (Temudgin)

"Moğol" üçlemesinin ilk filmi olan Cengiz Han, genç Temuçin’in savaşarak esaretten kurtuluşunu ve dünyanın yarısını ele geçiren uçsuz bucaksız Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu olan Cengiz Han ünvanına sahip oluşunu konu alıyor. Film, etkileyici savaş sahnelerine sahip.

Artılar:

* Film, o çağlara ait adetleri, davranışları ve atmosferi, tarihi belgesel havası ve müzikler ile vermeyi başarıyor (En azından 10000BC'den daha başarılı olduğu kesin).
* Filmin İngilizce olmayıp orijinal dilde olması bile ayrı bir güzellik.
* Aynı zamanda Timuçin'in başından geçenleri ve ilginç diyalogları da seyretmek zevkli.

* Savaş sahnesi (ki o da en sonda) güzeldi.

Eksiler:
* Her zamanki gibi gereğinden uzun bir film daha.
* Filmdeki önemli oyuncuların Moğol olmaması sonucunda, Moğollar'a göre bozuk bir dille konuşmuşlar ama biz bunu hissetmedik, ikna edici idi oyunculuklar.
* Tarihi bazı gerçeklerin bir kenara bırakıldığını gözardı etmemek lazım: Misal:
- Timuçin'in böyle tek eşli olması sanırım doğru değildi.
- Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır, tarzında bir yaklaşım Timuçin için de mi geçerli idi, o da şüphe götürür.
- Şu bozkurt da filme bir şekilde girmiş, bizim bildiğimiz şekilde olmasa bile ama fantastik bir öğe gibi durmuş.
* Sen onca yıl acı çek sonra bu nasıl güçlenecek derken oraları atla filmde, merakla bekleyen seyirciye ayıp olmuş yav...

29 Mart 2008

Film Yorum 14 - In The Valley Of Elah

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0478134/

Yönetmen: Paul Haggis
Oyuncular: Tommy Lee Jones (Hank Deerfield), Charlize Theron (Emily Sanders)

Irak Savaşında asker olarak görev yapan Mike Deerfield, ülkesine döndükten hemen sonra gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Mike’ın bir savaş gazisi olan babası Hank oğlundan haber alamayınca olayı araştırması için polis dedektifi Emily Sanders'ı ikna etmeye çalışır. Oğlunun kayboluşundaki gizem onu beklenmedik bir trajediye götürecektir.

Artılar:
* Film başlangıcından sonuna kadar kendine has bir dramın akışı şeklinde gidiyor ve ilginizi çekmeyi başarıyor.
* Sizi kesinlikle bazı konularda düşünmeye sevk ediyor.
* Tommy Lee Jones ve Charlize Theron gerçekten iyi oyunculuk çıkarmışlar. Özellikle T.L.Jones, hayatını askerliğe adamış bir adamın karakterini ve kayıp oğlunu ararken yaşadıklarını çok güzel sergiliyor.
* Film Irak'ta yaşananları - ki biz bunları Amerika'lılardan çok daha iyi biliyoruz - her ne kadar fazla detayda vermese de Amerika'lılara yeterince hissettirecek dozda.

* Hele birkaç cinayetin anlatılış sahneleri kişilerin yozlaşmasını şaşırtıcı seviyede gösteriyor.
* Yalın, gerçekçi ve size o hisleri yaşatabilen güzel bir film olmuş.

Eksiler:

* Film biraz ağır ilerliyor ama tarzını da göz önüne alınca bu kaçınılmaz.
* Irak'ta yaşananları düşününce; Amerikan askerlerinin Irak işgali yüzünden yaşadıklarını gösterirken esas Iraklı sivillerin neler yaşadığını hatırlamak filme karşı bir his de oluşturabilir.

22 Mart 2008

Film Yorum 13 - Awake

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0211933/

Yönetmen:
Joby Harold

Oyuncular: Hayden Christensen (Clay Beresford), Jessica Alba (Sam Lockwood), Terrence Howard (Dr. Jack Harper)

Clay, geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında “anestezik farkındalık” adı verilen durumu yaşamaktadır. Yani olup bitenin tamamen farkında olacak şekilde uyanıktır, operasyonu tüm acısıyla hissedebiliyordur ama anestezinin etkisiyle vücudu hiçbir şeye tepki gösteremeyecek şekilde paralize olduğundan, ameliyat ekibinin bundan haberi yoktur. Clay, zihni içinde bir yolculuğa çıkar.

Artılar
* Konusu ve kurgusu ile kesinlikle beklentilerin üstüne çıkmayı başarıyor
* Film ilk yarıdan sonra sürprizlerle dolu ve sona doğru gittikçe de daha ilginç bir hal alıyor.

Eksiler
* Konu iyi ama sonu biraz daha iyi olabilirmiş.
* Böyle farklı tazda filmler ile kıyaslandığında (Memento, Sixth Sense) biraz zayıf kalıyor.
* Clay'in olay anında yaşadığı hisleri, sadece ses ile vererek seyircinin hissetmesi maalesef pek mümkün olmamış.

10 Mart 2008

Film Yorum 12 - 10,000 B.C.

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0443649/


Yönetmen: Roland Emmerich

Oyuncular: Camilla Belle (Evolet), Steven Strait (D'Leh), Omar Sharif (Old Baku)

Gizemli savaşçılar, köyünü yağmalayıp, Evolet’i kaçırınca, D’Leh sevdiği kadını kurtarmak için bir avcı grubu ile savaşçıların peşinden dünyanın öbür ucuna yolculuğa çıkar.

Yolculuklarının sonunda bir Kayıp Uygarlığı ortaya çıkarırlar. Nihai kaderlerinde hayalgücünün ötesinde bir imparatorluk vardır. Burada D’Leh’in halkını zorla köleleştiren güçlü bir tanrıyla karşı karşıya gelirler.

Artılar

* Konu (özellikle 2. yarı) ilginçti. Filmi de zaten filmin son kısımları kurtarıyor diyebilirim (gereksiz bir sahne hariç)…
* Özellikle mamutlar çok gerçekçi gözükmekteydi…
* Filmde geçmiş çağlardaki adetler ve davranışlar ile bol bol eğlenecek şeyler bulabiliyorsunuz… Bu ne yönden artı tabii bilemedim :)

Eksiler
* Hollywood film çektiği sürece, 10000 yıl önce veya sonra hiç fark etmiyor, film klişeleri her daim olacak… (hangi birini yazayım ki, seyredin anlarsınız)
* O çağda atalarımızın kelime haznesinin zenginliği de ayrı bir şaşırtıcılık düzeyi idi (İng. konuşmalarını geçtim zati)…
* Benzer türden olan Apocalypto ise daha bir gerçekçi ve daha bir dramatik idi… Bu arada 300 filmini çok çağrıştıran bazı sahneler de mevcut.

09 Mart 2008

Film Yorum 11 - Bucket List

8/10

http://www.imdb.com/title/tt0825232/


Yönetmen: Rob Reiner

Oyuncular: Jack Nicholson (Edward Cole), Morgan Freeman (Carter Chambers), Sean Hayes (Thomas), Beverly Todd (Virginia Chambers)

Apayrı dünyalara sahip milyoner Edward ile araba tamircisi Carter’ın yolları, kanser hastalığı sebebiyle bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve sadece iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: Hayatlarının kalan kısmını yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle barışma ihtiyacı.

Hayatları boyunca yapmak istedikleri herşeyin bir listesini yapıp hastaneyi terkeden iki arkadaş, birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup, hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.

Artılar
· Güzel bir senaryo, hayatın içinden ve güzel işlenmiş bir konu ve sonuna kadar sıkmadan giden akıcı bir anlatım. Daha ne olsun.
· Yeri geldiğinde güldüren yeri geldiğinde hüzünlendiren ve düşündüren başarılı bir yapım.
· 2 dev oyuncunun gerçekten oyunculuk yeteneklerini yine ustalıkla sergilemelerine şahit oluyorsunuz.

Eksiler
· Sinema beklentilerinize göre düz bir film olması ve sonunun beklendiği şekilde olması belki sıkıcı gelebilir.
· Tabii filmin temel aldığı husus da sizi sarmayabilir. Yani listedekilerin hangisini yapmak istersiniz, anlamlı mıdır ve de hayatın anlamı konusunda biraz sığ kalmış mıdır, tartışılabilir. Yukarıdaki husus filmin en önemli eksisi. Ama her filmi, filmin başta verdiği kendi varsayımları ile kabul edip ona göre devamını seyretmeli. Yoksa Örümcek Adam (ki en sevdiklerimdendir) filminde de düşünsenize örümcek ısırıyo, böyle oluyo. Varsayımı kabul edip sonraki gelişmelerde mantığı buna göre kurmak lazım, yoksa saçma deyip baştan da silebilirsiniz güzelim hikayeyi...

08 Mart 2008

Film Yorum 10 - Jumper

6/10

http://www.imdb.com/title/tt0489099/


Yönetmen: Doug Liman

Oyuncular: Hayden Christensen (Davey), Samuel L. Jackson (Cox), Diane Lane (Mary Rice)

Davey babasıyla birlikte yaşamaktadır. Fakat evde mutlu ve huzurlu değildir. İşler iyice kötüleşince Davey kaçmaya karar verir, ama nereye? Nerede yaşayabilir? Davey'nin sihirli cevabı, istediği heryerde olacaktır. Davey, özel bir yeteneği olduğunu farkeder, çok yüksek mesafelere zıplayabilmektedir. Başının belada olduğunu ise sonra farkedecektir.

Steven Gould'un kitabından sinemaya uyarlanan filmin yönetmenliğini Doug Liman üstleniyor.

Artılar
* Klasik tarzda bir bilim-kurgu. Bu türü seven benim gibiler için nispeten ilginç bir film diyebilirim.
* 2 ünlü oyuncu fena iş çıkarmamışlar ama performanslar daha iyi olabilirdi.
* Film çok da sıkıcı gelmiyor, hatta efektler ve hızlı gelişen zıplamalar (ki teleport demek daha doğru) ile eğlenceli anlar da yaşatıyor.

Eksiler
* Bir film olarak ise sığ bir senaryo var, konu daha güzel işlenebilirdi.
* Film kısa geliyor ve karakterler de çok yavan kalıyorlar.
* Dediğim gibi konu daha ciddi ve güzel bir kurguda verilebilecekken sıradan bir gençlik filmi modu ile yazık etmişler aslında.

Film Yorum 9 - Atonement

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0783233/


Yönetmen: Joe Wright

Oyuncular: Keira Knightley (Cecilia Tallis) , James McAvoy (Robbie Turner)

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır.

O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan da, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Artılar
* Duygu ve romantizm yüklü başarılı bir film. Sonu ile de etkileyici olmayı başaran bir yapım.
* Keira Knightley ve James McAvoy'un performansları iyiydi.
* Filmde hani sürpriz diyebileceğimiz seyirciyi şaşırtan bazı kareler de mevcut.

Eksiler
* Film her ne kadar çok sıkmasa da nispeten ağır ilerliyor ki bu türü sevenler için yine de normal gelecektir.

Film Yorum 8 - No Country for Old Men

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0477348/


Yönetmen: Ethan Coen , Joel Coen

Oyuncular: Javier Bardem (Chigurh), Tommy Lee Jones (Bell) , James Brolin , Woody Harrelson (Wells)

Koca bir uyuşturucu zulası, iki milyon dolarlık bir para ve iki ceset... Kötü giden bir uyuşturucu pazarlığından geriye kalan bu tehlikeli 'üçlü'den, parayı alarak kaçan Moss, peşinden son derece kanlı ve şiddet dolu bir macerayı da sürükleyecektir.

Artılar
* Film başından itibaren konu olarak sizi sarıyor. İlginç bir hikaye, ilginç karakterler, konunun işleniş şekli ve gerçekçiliği ile filmden sıkılmıyorsunuz.
* Javier Bardem’in kiralık katil rolü muhteşem her şeyiyle ve sırf onun için bile seyredilebilir. Benzinlik sahnesi de unutulmaz olarak zihinlere işleniyor.
* Kovalamaca sahnelerinde de orijinal anlar var.
* İhtiyarlara neden yer olmadığı Tommy Lee Jones’un diyaloglarında film boyunca işlenerek adım adım veriliyor.

Eksiler
* Coen kardeşlerin bir diğer benzer suç filmi Fargo filmi ile kıyaslanmak durumunda kalıyorsunuz ister istemez ve bu da bu filmin onun gerisinde kaldığını hissettiriyor.
* Sonu çoğunluk için beklenmedik biçimde bitiyor (ben de dahil) ve seyircilerin tartışmasına açık kalıyor. Gerçi filmdeki konuşmalar bunun sinyallerini de veriyor. Sonunu beğenmemeniz olası. Ama ne gariptir ben yine de bunu diğer kısımlarına bakıp çok da eksiklik olarak görmedim (ki genelde filmi giriş, gelişmeden çok sonuç ile değerlendiririm)…

Film Yorum 7 - Vexille

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0970472/


Yönetmen: Fumihiko Sori

Yıl 2077.
Bio-teknoloji alanında dünyaya meydan okuyan Japonya, on yıl önce Birleşmiş Milletler’den ayrılmış, kendi kabuğuna çekilmiştir. Japon iktidarı, adayı manyetik bir güç alanı yoluyla tamamen kontrol altında tutmaktadır: Dışarıdan içeriyi görüntülemek mümkün olmadığı gibi, ülkeye giriş-çıkış da imkansızdır. Japonya’nın android üretiminin insanlığı tehdit eden boyutlara ulaşmış olabileceğinden şüphe eden ABD hükümeti ülkeye SWORD adında uzman bir savaşçı ekibi gönderir. Görevleri oradaki isyancı yeraltı örgütleriyle birleşip neler olduğunu araştırmaktır ve ekibin başına kadın komutan Vexille getirilir.

2007 Tokyo Uluslararası Anime Fuarı'nın en ilgi çekici yapımlarından birisi olan ve 10 milyon USD bütçe ile hazırlanan Vexille, milliyetçiliği ve insanoğlunun açgözlülüğünü sorgularken en son CG animasyon teknikleri ve görsel efektleriyle nefes kesen bir aksiyon filmi.

Artılar
* Appleseed filmden sonra aynı ekip görsel anlamda güzel bir yapım çıkarmış. Aynı zamanda akıcı da bir konu var.
* Film hikaye olarak da oldukça başarılı; yer yer Blade Runner, Matrix ve Dune’dan alıntılar da göze çarpıyor.
* Yine anime’lere has hayalgücünüzü zorlayan konular ve sahneler bolca bulunmakta.
* Benzer şekilde hikayeyi tamamlayıcı duygular ve müzikler de tatmin edici.

Eksiler
* Sonu biraz Türk filmi modunda, akışı bozuyor hissi verebilir.
* Bir de takılmamak elde değil, filmin adı neden Vexille anlayamıyorsunuz. 2. bir bayan karakter var ki adı Maria ve esas işi yapan şahsiyet diyebiliriz kendisine. Vexille’i bile kurtarıyor bi ara . Vexille ne yapıyor derseniz anlatmayayım ama birkaç desteği oluyor. Yine de sonunda birkaç kez Maria’yı övüyor sanki filmin kahramanı o aslında, pardon der gibi …Böyle bir ilginçlik var yani…
* Vexille’in hele bir roket yakalama sahnesi var ki hani bir roketin çıkışını bilmesek yutacağız!.. Eee anime bu, hayal gücümüzü zorlayacak.

* Yav peki Amerika’daki diplomat diyorsunuz bi de, onu da halletseydi Maria keh keh (Seyredin anlarsınız)…

Film Yorum 6 - There Will Be Blood

5/10

http://www.imdb.com/title/tt0469494/


Yönetmen: Paul Thomas Anderson

Oyuncular: Daniel Day-Lewis (Daniel Plainview) , Martin Stringer (Silver Assay Çalışanı) , Kevin J. O'Connor (Henry Brands)

Upton Sinclair’in “Petrol-Oil!” adlı romanından uyarlanan filmin konusu, 20. yüzyılın başlarında geçiyor. Arazisinde petrol çıkartma haklarını almasıyla birlikte servetini hızla katlayan bir işadamı ile kasabanın karizmatik (!) genç rahibinin paralel öyküsü anlatılıyor. Güney Kaliforniya’da petrol bulunmasının ardından ortaya çıkan tablo, “Altına Hücum” olgusunun eşdeğeri.

İşadamının Amerikan Rüyası tarafından yok edilmesiyle birlikte filmin öyküsü hırs ve inançların irdelemesine dönüşüyor.Stüdyo yetkilileri “There Will Be Blood” için, “Petrol endüstrisinin yeni yeni filizlenmeye başladığı 20. yüzyıl başında yaşayan Teksaslı bir girişimciyi merkez alarak aile, hırs, din ve petrol olgularını anlatan bir öykü” tanımlamasını yapıyorlar.

Artılar
* Filmin Oscar'a aday olması ve oyunculuğun iyi olması gibi vurgular yüzünden seyrettim. Ancak ben artı bir yön göremedim. Sanat insan içindir düsturumdan dolayı filmin bana bir katkısı, albenisi yoksa ne oyuncuların ustalığı, ne de yönetmenin yeteneği beni sarmıyor.

Eksiler
* Açıkcası konu, sürekleyicilik, filmin akışı ve sonu açısından çok da beklediğim gibi çıkmadı.
* Jesse James filmindeki kadar yavaş akan bir konu (Charlie Wilson's War bile nispeten daha hızlıydı).
* İlginç olmayan bildik bir petrol arama hikayesi de bireysel hırs, insan ilişkileri, Hristiyan çevrelerin tutumu vs. çok da bir film tadında ilgimi çeken bir konu sunmadı. Anca kitap olurmuş zaten.
* Bir de ortalıkta dolaşan genç bir rahip de var güya kilisenin tutumunu gösteren. Petrolcü ile rahip arasındaki "din" diyalogu da her ikisinin dar görüş ve bireysel hırsları çerçevesinde çok da beklenmedik bir diyalog değil ki filmin birkaç ilginç sahnesinden biri. Ama yine de başarısız bir son…
* Film en iyi film gibi bir başarı gösterirse açıkçası şaşırırım (Ki yanılmadım ve şaşırmadım sonuçtan J)…Bir de "Kan dökülecek" derken her filmde olabilecek 1-2 ölüme bakıp bu adın filme verilmesi bile bence gereksiz olmuş...

Film Yorum 5 - Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

3/10


http://www.imdb.com/title/tt0408236/


Yönetmen: Tim Burton

Oyuncular: Johnny Depp (Sweeney Todd) , Helena Bonham Carter (Mrs. Lovett) , Alan Rickman (Yargıç Turpin) , Timothy Spall (Beadle Bamford)

Sweeney Todd adıyla kötü bir üne sahip olan Benjamin Barker'ın komedi, dram ve gerilim dolu hikayesi... Sweeney Todd'un Londra'da açtığı berber dükkanı, kendisinin kötülük konusunda tam bir kopyası olan kiracısı Mrs. Lovett'la olan sıradışı ilişkisi nedeniyle hayli ünlenir. O sıradan bir berber değildir; efsanedir ama hiç de iyi ünü olmayan bir efsane...

Artılar
* Yukarıdaki puana bakıp var mı diye merak edenlere Johnny Depp ve birkaç komik sahne dışında yok diyebilirim artısı.

Eksiler
* Aşağıda eksi diye yazdıklarımı ise sevenler olabilir ve o zaman filmi de seveceklerdir. Çünkü film bazılarına göre –mesela bana- aykırı gelebilecek farklı bir tarzda ve sıra dışı bir film:
* Müzikal tarzda ama öyle Phantom of the Opera kadar başarılı değil.
* Tim Burton’un Beetle Juice, Sleepy Hollow ve Corpse Bride gibi filmlerindeki uçuk tipleri burada da görmekteyiz.
* Londra’nın karanlık ve kasvetli sokak görüntüleri de iç açıcı değil doğal olarak, ama filmin havası için de şart…
* Kill Bill ve Hostel tadında adam öldürme ve kan dökme sahneleri de müzik eşliğinde psikopat ruh haliniz var ise keyif verebilir…
* Bu tip filmlerin sonu da klasik modda oluyor, ne yapsın fazla düşünmüyorlar herhalde son için yazarlar/senaristler, battı balık zaten, illa ölen ölene…

Film Yorum 4 - 120

7/10


http://www.imdb.com/title/tt1166085/


Yönetmen: Özhan Eren , Murat Saraçoğlu

Oyuncular: Özge Özberk (Münire) , Cansel Elçin (Süleyman Teğmen) , Burak Sergen (Sermet Bey) , Emin Olcay (Cemal Müdür) , Oytun Öztamur (Mehmet)

Van.. 1915 Ocak.. Kış...
1’nci Dünya Harbi’nin ilk ayları...
Eli tüfek tutan herkes Ruslarla ölüm – kalım harbindeyken sınır birliklerinde cephane tükenir...

Vanlı çocuklar gönüllü olurlar; Yaşları 12 – 17 arasında değişen 120 isimsiz kahraman çocuk... Cephaneyi sırtlanırlar, karlı dağlarda günlerce gecelerce yürürler...

Artılar
* Filmin en büyük artısı bizim kendi tarihimize yönelik olması ve o zamanların atmosferini, insanların yaşadıklarını seyirciye aktarmayı başarması.
* Müdürün hitap sahnesi ve mehter marşı da akılda kalıcı sahnelerdi.
* Burak Sergen’in 2 ayrı zıt karakterdeki rolü oynayışı da oldukça güzel olmuş.

Eksiler
* Ancak böyle bir konuyu daha iyi anlatmaları mümkündü. Gerçekçilik anlamında bazı sahneler daha iyi kurgulanabilirdi.
* Konu yan öğelerle fazla süslenmediğinden ve tek olaya odaklandığından bazı sahneler gereğinden fazla uzatılmış hissi verebiliyor insana. Ana konu olan 120 çocuğun yolculuğuna hazırlık için fazlasıyla vakit harcanıyor (hatta ilk yarı karakter ve dönem anlatımı ile geçiyor) ama yolculuk başlayınca da çocuklar ve detaylar için aynı özen gösterilmeden genel anlatılıyor.

Film Yorum 3 - John Rambo

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0462499/



Yönetmen: Sylvester Stallone

Oyuncular: Sylvester Stallone (John J. Rambo) , Julie Benz (Sarah Miller)

Bir zamanların Vietnam gazisi ve tam anlamıyla bir ölüm makinası olan John Rambo, artık çatışmalar ve kovalamacalarla dolu o günlerinden uzak bir yaşam sürmektedir. Emekliliğinin tadını çıkarmaya çalışırken bir son görevin daha kendisini beklemekte olduğunu bilmemektedir.

Tayland'da Hıristiyan insan hakları misyoneri olarak çalışan bir grubun kaybolması üzerine yeniden silahlarını kuşanacak ve eski günlerine sıkı bir geri dönüş yapacaktır.

Artılar
* Sylvester Stallone, Rocky Balboa ile eski gözağrılarına geri dönüş yapacağının sinyallerini vermişti. Bu da o sinyalin diğer serideki karşılığı olmuş…
* Film aksiyon olarak beklentilerimin ötesinde ve oldukça gerçekçi sahneler içeriyor. “Saving Private Ryan”ın girişteki savaş sahnesinden bile daha etkileyici sahneler mevcut (Gerek ses ve gerekse görsellik açısından efektlerle yeterince gerçekçi). Bu sahneler bazıları için oldukça sert gelebilir. Ancak bu silahlar ile gerçekten böyle oluyorsa insanın silah ve şiddet karşıtı olması ve tüylerinin ürpermesi de kaçınılmaz.
* Ağır makineli tüfeklerin ve sniper silahınının bir insan vücuduna saniyeler içinde neler yapabileceğini görmek biraz şok edici bir deneyimdi. O kadar film seyrettim ama böyle hissetmemiştim.

Eksiler
* E maalesef düz bir konu, klişe gelişmeler ve beklendik şekilde giden bir hikaye var.Rambo 2’ye yakın, onu hatırlatan sahneler bulunmakta.

Film Yorum 2 - I Am Legend

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0480249/


Yönetmen: Francis Lawrence

Oyuncular: Will Smith (Neville) , Salli Richardson (Ginny Neville) , Thomas J. Pilutik (Vampir)

“Benim adım Robert Neville. New York şehrinde hayatta kalan biriyim. Sesimi duyan biri varsa…herhangi biri. Lütfen. Yalnız değilsin”.

Robert Neville çok başarılı bir bilim adamıdır, ama o bile tedavi edilemeyen, insan yapımı o korkunç virüsü kontrol altına alamamıştır. Her nasılsa virüse bağışıklık gösteren Neville, New York şehrinden, hatta belki dünyadan arta kalan yerde, hayatta kalmış tek insandır. Neville üç yıl boyunca inancını yitirmeden her gün telsiz mesajı göndererek, umutsuz bir şekilde, hayatta kalmış başka insanlar bulmaya çalışır. Ama yalnız değildir.

Belki de insanoğlunun son ve en iyi umudu olan Neville’i ayakta tutan tek şey kendine düşen görevi yerine getirme arzusudur: Kendi kanını kullanarak virüsün etkilerini tersine çevirecek bir tedavi bulmak. Ama karşısındakilere karşı sayıca az olduğunu bilmektedir… ve zamanı da hızla tükenmektedir.


Artılar
* Film boyunca etkileyici bir atmosfer sizi bekliyor. Boş sokaklar, terkedilmiş şehirler ve yalnızlık ile bezeli, bir insanın dramının sunuş tarzı ilgi çekici.
* Will Smith’in oyunculuğu filmi omuzlamış. Yalnız bir insanın kaybettiklerini ve izolasyonunu; her şeye rağmen hayatına ve mücadeleye devam etme çabasını ve umutsuzluğunu başarıyla sergilemiş.

Eksiler
* Klasik yaratık tarzı bir yerden sonra devreye giriyor ve yaratık/vampir gibi olgular filmi zayıflatıyor bence. Ama bu da orijinal hikayeden gelen bir unsur ve değiştirmelerini de beklemek olmazdı…
* Birkaç sahnede animasyon efektleri çok belli oluyor.
* Bir de “ben efsaneyim” diyebilmek için sonu saçma olmuş. Yani yaratıklardan kurtulurken gereksiz bir davranış var. Seyredince anlaşılacak şekilde yazayım
“Ben olsam elimdekini camda delik oluşunca oradan atarım artistlik yapmam ve bir de bir tüp kan sakat aslına; ya kırılsa…”

07 Mart 2008

Film Yorum 1 - American Gangster

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0765429/


Yönetmen: Ridley Scott

Oyuncular: Denzel Washington (Frank Lucas), Russell Crowe (Richie Roberts), Chiwetel Ejiofor (Huey Lucas)


Bir çok filmiyle Oscar ödülüne aday gösterilen yönetmen Ridley Scott, bu kez yaşanmış olaylar ile gerçek kişilerden yola çıkarak, en büyük başarısı daha çok eroini daha çok insana ulaştırmak olan şuç imparatoru Frank Lucas’ın yükselişini ve çöküşünü anlatıyor.


Artılar
* Film her ne kadar gerçek bir konuya dayanıyor da olsa yeterince renkli bir konu ve sıkılmadan seyredilebiliyor.
*
Adamın hayat hikayesi de ilginç gerçekten, peşindeki polislerin ve o dönem içinde bulunulan koşullar da ilgi çekici sunulmuş.
*
Serpico, L.A. Confidential gibi çürümüş bir kurumda iyi polis olmanın ve yalnızlığa itilmenin duygusunu da bir kere daha hatırlatan bir film.
*
Denzel ve Russel’ın oyunculukları da iyi.

Eksiler
* Biraz yavaş ilerleyen, bazı sahnelerin gereksiz olduğu ve süre olarak uzun (2.5 saat) bir film.