25 Mayıs 2009

Film Yorum 81 - Angels & Demons

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0808151/

Yönetmen: Ron Howard

Oyuncular: Tom Hanks (Robert Langdon), Ayelet Zurer (Vittoria Vetra), Ewan McGregor (Carlo Ventresca), Stellan Skarsgard (Richter), David Pasquesi (Vincenzi)

Cern laboratuarında yapılan bir deney sonrasında tehlikeli bir silah olabilecek karşı-madde çalınır. Aynı günlerde Vatikan'da papa ölmüş ve yerine yapılacak seçim öncesi 4 kardinal kaçırılmıştır. İlluminati adlı tarihi bir örgütün yeniden harekete geçtiği ve Vatikan'ı yok edeceği duyumları üzerine Robert Langdon Roma'ya davet edilir. Cern'den karşımaddeyi bulmak için gelen gelen Vittoria ile birlikte hem bombayı bulmak hem de kardinalleri kurtarmak için Illuminati'nin yüz yıllık sembollere saklı haritasından iz sürmeye başlarlar.

Artılar:
* Dan Brown'ın çok satan kitabından uyarlanan film, her ne kadar giriş ve sonuç kısımlarında farklılıklar da bulunsa yine de sürükleyici bir senaryoya sahip.
* Yapılan değişiklikler de sonunu çok bozmayıp ana konuyu değiştirmiyor fazla.
* Ayelet Zurer dışında oyunculuklar yeterli.
* Kitaptaki onca konuşma, mekan ve sahne bolluğunu düşününce yine de bu kadar kısa sürede fena toparlamamışlar.

Eksiler:
* Yukarıda kısa süre derken aslında konunun toplanması açısından, yoksa film 138 dk ve böyle bir film için uzun bir süre, bazılarını sıkabilir.
* Kitaptaki konudan giriş ve sonuç dışında ne kadar uzaklaşıyor hatırlayamadım ama bu haliyle de bazı kritik sahneler değişmiş oluyor. Yer yer konu hızlı ilerlesin diye kitaptaki çoğu detay öyle es geçiliyor ki mantık hataları da göze batıyor. Kardinallerin kaçırılması (ki bu bir ipucu içeriyordu), Cern'e Langdon'un gidişi (ki bu yüzden sonu değişiyor), Vittoria'nın hemen her konudan anlaması (bu kitapta nasıl bilemedim ama filmde bariz sırıtıyor), Langdon'un pat diye sembolleri sallapati çözmesi (yer yer National Treasure'daki gibi berbat geçişler mevcut, cevabı neresinden bulduğu meçhul), vb.
* Sonunu da genel yapı aynı olmak üzere değiştirmişler ama bu değişiklik yüzünden "... kayıtlarını" inceleyerek çözmek gibi yavan bir kurgu içermiş.
* Bir de bilim ve din konusunda kendince ahkam kesmeye çalışan diyaloglar da zayıf kalmış, söyleyeni bile inandırmayan laf olsun diye söylenmiş sözler. Zaten kitapta da genelde hıristiyanlık-paganizm ekseninde konu döndüğünden batıda bilim ve din hep çarpışır tarzda gidiyor, gitmeye de devam eder ya o ya diğeri şeklinde. Halbuki zamanında demiş Einstein: "Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür." :)

Not: Bilginin her zaman filmlere göre kitaplardan daha fazla edinilebileceğinin kanıtlarından biri de bu film. Sanırım bunun birim zamana düşen bilgi miktarını beynin hazmetmesi ile de alakası olsa gerek. :)
Velhasıl, filmde karşımadde, hıristiyanlık, paganizm, illuminati ve semboller üzerine verilen tarih bilgileri öyle hızlı geçiyor ki adeta bir sonraki sahnede silinip gidiyor belleklerden. Zaten kalsa da yarım yamalak bilgi kırıntıları kalacak; kitaptaki gibi uzun uzadıya anlatma fırsatı/lüksü yok ne de olsa filmin...

14 Mayıs 2009

Film Yorum 80 - Star Trek

8/10

http://www.imdb.com/title/tt0796366/

Yönetmen: J.J. Abrams

Oyuncular: Chris Pine (Kirk) , Zachary Quinto (Spock) , Leonard Nimoy (Spock Prime), Eric Bana (Nero) , Karl Urban (Dr. Leonard 'Bones' McCoy) , Simon Pegg (Scotty) , Zoe Saldana (Nyota Uhura), Winona Ryder (Amanda Grayson)

Star Trek, efsane serinin mürettebatının gençlik yıllarındaki ilk tanışma günlerinin öyküsünü anlatıyor.

Babasını bir görev sırasında kaybettikten sonra Iowa’daki çiftlikte büyüyen, serseri ruhlu, heyecan ve macera arayan genç James T. Kirk, her türlü duygusallığı reddeden mantık bazlı bir gezegende yetişen yarı insan-yarı Vulkan Spock ve diğer ekip üyelerinin yolları Atılgan uzay gemisinde kesişir. Karşılarında son derece tehlikeli asi bir Romulan vardır ve tüm federasyonu tehdit etmektedir.

Artılar:
* Son zamanlarda sevilen filmlerin öncesini anlatan yapımlar (Batman, X-Men) arasına Star Trek de eklendi. Ama bu sefer geçmiş "Uzay Yolu" sinema filmlerinin aksine çok daha geniş bir seyirci kitlesini hedefleyen güzel bir bilim kurgu yapımı ortaya koymuşlar.
* Efektler Star Trek'in şanına yaraşır şekilde olmuş.
* Hikayenin kurgusu, karakterlerin davranışları ve konunun mizah öğeleri ile geçmiş filmlere uygun sunuluşu da güzel, adeta nostaljik bir hava veriyor. Hele Leonard Nimoy'u da görmek hikayenin üzerine ayrı bir tad veriyor. :)
* Zamanda yolculuk konusu da güzel bir şekilde işlenmiş.
* Oyuncular da rollere uymuş, yalnız Spock’ın annesini oynayan Winona Ryder ne diye oynamış meçhul. Hadi devamı olsa filmin orada da iş yok ki ona. :)

Eksiler:
* Hikayenin geçmişini bilmeyenler için bazı sahnelerde karakterlerin davranışları bir anlam vermeyebilir. Hatta görkemli bir USS-Enterprise gösterim sahneleri bile etkileyici gelmeyebilir. :)
* Tek bir filmde geçmişi toparlamaya kalkınca tabii "Tüm gemi ekibi tek bir görevde bir araya gelmiş, hepsi tek bir olayda ileride bilinen yeteneklerini göstermiş, kadere bak" dedirten ufak bir mantık hatası da görülmüyo değil hani. :)
* Filmde onca görsellik arasında daha kısa süren duygusal sahneler yer yer kaybolabiliyor.

Not: Uzay yolunun geçmişi ve film üzerine güzel bir yazı:
http://www.sinema.com/makale/2-7695/star-trek-tanri-nin-eli-amerika-nin-kilici

08 Mayıs 2009

Film Yorum 79 - X-Men Origins: Wolverine

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0458525/

Yönetmen: Gavin Hood

Oyuncular: Hugh Jackman (Logan/Wolverine), Liev Schreiber (Victor Creed/Sabretooth), Ryan Reynolds (Wade Wilson/Deadpool), Taylor Kitsch (Remy LeBeau/Gambit), Lynn Collins (Kayla Silverfox), Danny Huston (William Stryker)

James Logan (Wolverine) ve Victor Creed (Sabretooth), çocukken Logan'ın babalarını öldürmesi sonucu kaçarlar. Uzun yıllar sahip oldukları güçler ile bir çok savaşa katılırlar. William Stryker adında bir adam tarafından bulunan ve mutantlardan oluşan özel bir gruba katılmaları için eğitilen ikilinin yolları, Logan'ın örgütü bırakıp Kanada'ya gitmesiyle ayrılır.

Yıllar sonra Stryker çıkageldiğinde, Logan'dan "Weapon X" isimli yeni projesine katılmasını ister. Teklifi reddeden Logan, Sabretooth'un kız arkadaşı Silverfox'u öldürmesi nedeniyle projeye katılmayı kabul eder. Vücuduna enjekte edilen Adamantium metaliyle artık yenilmez olan Wolverine, Sabretooth'tan intikamını alabilecektir.

Artılar:
* X-Men serisinin karakter ve özel efekt bolluğu bu filmde de mevcut. Aksiyon ağırlıklı bir beklentiniz varsa tatmin edecektir.
* Filmin başında Logan ve Viktor'un geçmişini şöyle bir film şeridi gibi gözümüzden geçirmeleri de ilginçti. Benzer gösterim The Incredible Hulk ve Watchmen'de de vardı.
* X-Men'in geçmişine yönelik bir hikaye yazmayı başarmışlar, hikayeyi fazla bilmiyorsanız yama gibi sırıtmayacaktır.

Eksiler:
* Logan'ın geçmişine yönelik filmin tamamında anlatılan hikayedeki çoğu unsur sanırım orijinalinden farklı ve bazı detayları biliyorsanız biraz zorlama olmuş gibi gelebilir.
* Duygusal bir hikaye paralelde verilmeye çalışılmış ama yüzeysel kalıyor.
* Hadi çizgi romandaki orijinal hikayeyi geçtik, önceki filmler (ki hikayenin sonrası) ile tutarlılık açısından da senaryoda zorlama sahneler mevcut (En bilineni hafıza kaybı olayı). Bu aynı zamanda hikayede mantık hatalarına da sebep oluyor (Sonuçta Viktor'un ve General'in ölmeyeceği, vs. belli).
* Hele bir de hikayeyi etraftaki tiplemelere anlatan kötü adam gevezeliği var ya, hani size değil aslında seyirciye anlatıyorum mantığı, burada da mevcut ve kullanmasalar aslında güzel sürpriz olabilirmiş ama boşa harcamışlar...
* Bir de bu kardeşler neredeyse Amerika'lıların bulaştığı her savaşa da katılmışlar; iyi güzel de Viktor'un sıyırması yüzyıl mı almış, daha çocukken ne mal olduğu belliydi? :)
* En sonda önceki filmlere bir bağlantı var, o da "E şimdiye kadar neredeydin?" dedirtiyor.

06 Mayıs 2009

Film Yorum 78 - Monsters vs Aliens

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0892782/

Yönetmen: Rob Letterman, Conrad Vernon

Seslendirenler: Reese Witherspoon (Susan Murphy/Ginormica), Kiefer Sutherland (General W.R. Monger), Will Arnett (The Missing Link), Stephen Colbert (President Hathaway), Hugh Laurie (Dr. Cockroach Ph.D.), Seth Rogen (B.O.B.), Paul Rudd (Derek), Rainn Wilson (Gallaxhar)

Kaliforniya’da yaşayan Susan Murphy adlı genç bir kıza, nikah gününde uzaydan gelen bir meteor çarpınca boyu esrarengiz şekilde uzamaya başlar ve 16 metreye kadar ulaşır.

Bunun üzerine askeri yetkililer harekete geçerek Susan’ı devlete ait gizli bir tesise götürürler ve orada bir grup canavarla birlikte hapis tutarlar. Bu canavarlar, hamamböceği kafalı Dr. Cockroach, yarı maymun yarı balık The Missing Link, jelatin B.O.B. ve Insectosaurus adlı dev tırtıldır.

Ancak uzaydan gelen esrarengiz bir robotun dünyayı tehdit etmesi üzerine çaresiz kalan ABD Başkanı, uzaylı robota karşı mücadele etmeleri ve dünyamızı yıkımdan kurtarmaları için Canavarlar grubunu görevlendirir.

Artılar:
* Öncelikle filmin 3 boyutlu versiyonu olduğundan bunu seyretmek gerektiğini belirteyim.
* Türkiye'de Türkçe yayınlandığından orijinali nasıl bilmiyorum ama seslendirmeler güzel ve uyumluydu.
* Animasyon olarak tipler güzel, karakterler de eğlenceli.
* Espriler oldukça fazla ve her tarafa yedirilmiş, fazla sırıtmıyor. Sadece karakterler ile değil, konuşmalar ile de film güldürmeyi başarıyor. Aklımda kalan bazı sahneler:
- Başkan'ın uzaylı robotu ilk karşılama sahnesi.
- Canavarlar'ın ilk tanıtım sahneleri ve oradaki manyak sekreter. :)
- Uzay gemisindeki Suzan'ın ilk kovalama sahnesi, canavarların kamuflajı ve sonrasında yaşananlar.
- Jelatin karakterin yanlış anlamaları ve en sondaki yorumları.
* Şu cümleler de robot indikten sonra toplanan hükümet yetkililerinin buldukları çözümlere ait:
— Bu konuda en iyi bilimsel düşünceleri almalıyız, Hindistan’ı telefona bağlayın!
— Amerika’yı başka bir gezegene taşıyalım!
— Uzaylılara yeşil kart verelim ve Amerikalı olmanın gururunu yaşatalım!
— Ben böyle zamanlarda kendime şunu soruyorum: Oprah bu durumda ne yapardı?

Eksiler:
* Animasyonda karakterlerin hikayeleri çok hızlı ve yüzeysel geçiliyor.
* Boyu uzadıktan sonra ve sonlara doğru kahraman olduktan sonra Susan'ın ve nişanlısının davranışları o kadar klişelerle dolu ki bu yer yer sıkabiliyor.

Not: Film, DreamWorks’ün tümüyle 3 boyutlu olarak geliştirilen ilk InTru3D filmi...
InTru3D
InTru3D-Wikipedia

02 Mayıs 2009

Film Yorum 77 - State of Play

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0473705/

Yönetmen: Kevin Macdonald

Oyuncular: Ben Affleck (Stephen Collins), Russell Crowe (Cal McCaffrey), Rachel McAdams (Della Frye), Jason Bateman (Dominic Foy), Helen Mirren (Cameron Lynne), Jeff Daniels (George Fergus)

Amerikan Kongresi senatörlerinden Stephen Collins (Ben Affleck), savunma harcamalarını denetleyen komitenin başkanlığını yapmaktadır. Bu davada tüm gözler üzerine çevrilmişken, araştırma asistanının intiharı ile işler karışır. Onun metresi olduğu yolundaki söylentiler ve cinayete kurban gittiğine dair deliller ortaya çıkmaya başlar.

Araştırmacı gazeteci McCaffrey (Russell Crowe) eski arkadaşı Collins'in kendisine gelmesi ile bu olayı araştırmaya başlar. Çaylak gazeteci partneri Della Frye (Rachel McAdams) ile birlikte katilin kimliği üzerindeki esrar perdesini kaldırmaya çalışan McAffrey, ülkenin güç dengelerini sarsacak bir komployu ortaya çıkartacak adımları atmaya başlar.

Artılar:
* Daha önce çekilen bir diziden sinemaya uyarlanan film, haliyle güçlü bir senaryoya sahip.
* Film, klişe bir komplo teorisi ve gazeteci filmi öğelerini de barındırsa, sonuna kadar gerilim ve gizemi sürdürmeyi başarıyor.
* Beklentiler ötesinde sürpriz bir sona da sahip. Özellikle başlangıcında düşündükleriniz, sonrasında kafanızdan geçenler ve en sonunda anladıklarınız ile olaya karakterlerin (ve sizin) bakışlarının nasıl değiştiğini seyrederek göreceksiniz.
* Filmde gazeteci ve polislerin aynı olayları nasıl farklı bakış açıları ile ele aldıklarını görmek de mümkün.

Eksiler:
* Film, kısa sürede çok şeyi vermeye çalışan olay bolluğu ile yer yer seyirciye kaybolma hissi yaşatabilir. Yine de bağlantılar güzel, konudan kopmak imkansız değil, ama zor. :)
* Russell Crowe son zamanlarda benzer rollerde görülmeye başladı, yine de iyiydi. Ama Ben Affleck için idare ediyor demek lazım.

01 Mayıs 2009

Film Yorum 76 - Knowing

6.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0448011/

Yönetmen: Alex Proyas

Oyuncular: Nicolas Cage (John Koestler), Chandler Canterbury (Caleb Koestler), Rose Byrne (Diana Wayland), D.G. Maloney (The Stranger), Lara Robinson (Lucinda Embry/Abby Wayland)

1959 yılında, bir ilköğretim okulunun açılış töreninde, bir grup öğrenciden geleceğin neye benzeyeceğini resmetmeleri istenir. Resimleri bir zaman kapsülüne konacak ve 50 yıl boyunca kapsülde saklanacaktır. Ama gizemli bir kız kağıdını rastgele gibi görünen sıra sıra rakamlarla doldurur ve bunların görünmez insanlar tarafından kulağına fısıldandığını söyler. Yarım asır sonra, mesajın geçen 50 yıl içinde yaşanan tüm büyük felâketleri tahmin ettiği ortaya çıkar. John Koestler belgeden, üç büyük felâketin daha yaşanacağını ve bunlardan sonuncusunun küresel çapta bir yıkıma yol açacağını keşfeder. Felâketi durdurabilmek için zamanla yarış başlar.

Artılar:
* Filmin senaryosu giriş ve gelişme ile son derece ilgi uyandırıcı olmayı başarıyor. Ama sonu ile rezalet, ben baştan belirteyim :)
* Efektler, özellikle de uçak sahnesi, metro sahnesi ve son sahneler oldukça etkileyici.

Eksiler:
* Film, elindeki güçlü senaryo ve gizemli giriş-gelişmeye rağmen sonuna doğru bütün bu malzemeyi tam anlamıyla berbat edip, tarihin en beceriksiz film sonlarından biri olmayı başarıyor. Konuyu böyle bağlamak da bir seçenek tabii ama sonunun tatmin edici olmayan, kolaya kaçan ve en azından bir çok seyircinin beklentilerini karşılamayıp mesaj içerikli (ki bir çok kişinin vermek istediği mesaj olarak belirttiği ile bence tamamen uyumsuz) olması ile maalesef hikaye harcanmış, ucu kapatılamamış, sonu basitleştirilmiş.
* Nicolas Cage yine yeni yeniden kötü filmler kariyerine "National Treasure"dan sonra da devam ediyor. :)
* Filmdeki mantık hataları sonunun kötülüğünün yanında solda sıfır kalıyor, bahsetmeye gerek yok.
* Bu tip filmlerde olaya bölgesel bakışlar da hep filmi sığ bırakıyor. Mesela felaketler sadece Amerika'da mı, arkadaşı konuyla niye ilgilenmeyecek kadar zeki salak bir profesör (cevap: erkek olduğundan; kahramana rakip olmaması için), bu çocuklar dışında koca ülkede başka birileri yok mu (ki var sonuna göre), koca konu sadece bu tiplerin etrafında geçiyor, vs. geniş ele alınmıyor.
* Filmin sonunun rezalet ötesi oluşunu çok açık etmeden belirteyim:
1) Filmin başında bir merak veriliyor, gelişme kısmında da genişletiliyor, sonra bunun çözülmesini ümit ediyorsunuz. Filmin başından beri kahramanımızın bir halta yaramasını bekliyorsunuz. Yaa çok beklersiniz!
2) Hatta gittikçe sefil bir varlık haline geliyor, filmin sonunda "beni de, beni de" diye ağlayıp sonra çocuğun verdiği akılla "peki tamam" diyen filmin başındakinden farklı bir ahmağa dönüyor.
3) Film nereye bağlanacak derken, önce çok sığ geçilen bilimsel bir afet, sonra standart/basit bir kaçış ve mistik öğelerle film kendince sonuna çözüm bulmuş. (Dini bir takım öğeler, kader, geçmişteki epik hikayelere benzer son/kurtuluş falan, filan çeşitli klişeler de tutarsız bir şekilde mevcut).
4) Hadi bunu yuttuk, yav o kadar rakamı niye yazdı bu kız, bir halta yaramayacak ise diye de sormak gerek.
5) O kadar kişi (çiftler) ayrı ayrı yerlere (yerin anlamını yazmıyorum) mi bırakıldı??
6) Vee filmin sonunun sanki bir kaç kez uzatılmış hali, yok şu da olsun yok bu da olsun der gibi 2-3 kez sahne üstüne sahne gösterilen; bitti derken devam eden ama devamının da bu hilkat garibesi sonu daha da batırdığı gereksiz uzatmalar yığını da ayrı bir rezalet idi.

Film Yorum 75 - Gran Torino

7.5/10

http://www.imdb.com/title/tt1205489/

Yönetmen: Clint Eastwood

Oyuncular: Clint Eastwood (Walt Kowalski), Christopher Carley (Janovich), Bee Vang (Thao Vang Lor), Ahney Her (Sue Lor)

Walt Kowalski (Eastwood), eşi yeni vefat etmiş bir Kore savaşı gazisidir. 50 yıldır yaşadığı Detroit'teki sokağının uzakdoğulular tarafından “işgal edilmesi”nden rahatsız olan, huysuz, ırkçı ve yanlızlığı seven bir kişiliktir. Ford'dan emekli bir otomobil işçisi olan Walt, günlerini evde yaptığı tamirat ve bira içmekle geçirmekte ve artık vadesinin dolmasını beklemektedir. Ta ki biri onun '72 model Gran Torino'sunu çalmaya çalışana kadar.

Artılar:
* Son derece yalın, gerçekçi ve basit bir hikaye tüm çıplaklığı ile seyirciye veriliyor.
* Clint Eastwood, ilerlemiş yaşına rağmen yine bir oyunculuk ve yönetmenlik başarısına imza atmayı başarıyor (Bu arada aynı yıl Changeling filmine de yönetmenlik yaptı).
* Canlandırdığı karakter de inatçı, kaba bir karakter ama yine de iticilikten çok gerçekçilik hissi veriyor. Bir de geçmişteki bazı karakterlerini hatırlatıyor ki nostalji oluyor :)
* Sonunda da beklenenden farklı ufak bir ilginçlik oluyor.

Eksiler:
* Düz bir konuya sahip olması ve yavaş/durağan bir akış ile bazılarının beklentilerini karşılamayabilir.
* Amerika'nın günümüzdeki durumu, kopuk aile ilişkileri ve verdiği çeşitli mesajlara da ne kadar ilgi duyabilirsiniz, o da tartışılabilir.