27 Nisan 2008

Film Yorum 20 - Iron Man

8/10

http://www.imdb.com/title/tt0371746/

Yönetmen: Jon Favreau

Oyuncular: Robert Downey Jr. (Tony Stark/Iron Man) , Terrence Howard (Jim Rhodes) , Gwyneth Paltrow (Virginia 'Pepper' Potts), Jeff Bridges (Obadiah Stane/Iron Monger)

Silâh üreticisi milyoner sanayici Tony Stark, Afganistan'da teroristlerin eline düşer ve kurtulmak için gizlice zırh üretir. Ellerinde kaçıp ABD’ye geri döndüğünde hayata bakış açısı değişmiş, geçmişindeki sorumsuzlukların sonuçlarını gidermek için Demir Adam’a dönüşmüştür.

Artılar:
* Film son zamanlarda Marvel'in çizgi roman çıkışları arasında kendine iyi bir yer bulmayı başarıyor (Fantastic Four serisinden kesinlikle iyi ve Spiderman'e göre biraz kötü olduğu söylenebilir).
* Özellikle efektler ve geçişler artık bu konuda film sektörünün ne kadar ilerlediğini göstermekte.
* Oyuncuların karakterlere uyduğunu ve çok sırıtmadığını söylemek mümkün.
* Bilgisayar sektöründe gelecekte uygulamaları olabilecek çeşitli özellikleri filmin içinde çok doğalmış gibi vermişler, bu da ayrı bir ilginçlikti. Demir Adam'ı geçip filmdeki diğer teknolejilere de takılabilirsiniz :)
* "Action" açısından doyurucu bir film, muhtemelen devamı da gelir.
* Filmin eğlence öğeleri de dozunda ve güzel gerçekten de. Benzer türdeki son Batman'in felsefik yaklaşım ve ciddiliğini beğenmeyenler için bu bir artı.

Eksiler:
* Iron Man, Spiderman, X-Men ve Fantastic Four gibi mutant/sonradan süper güç kazanma öğeleri içermediğinden aslında rakip firma DC Comics'in Batman karakterine karşı Marvel'in çıkardığı bir tipleme. O yüzden de filmin içinde Iron Man oluşu ile ilgili mantık hataları - hele de bir mühendis gözüyle bakınca- oldukça fazla. Ama yine de bu tür filmlerde fantastik öğeleri filmin doğası gereği kabul ederseniz (Spiderman'daki Dr. Octopus'a göre daha mantıklı sayılabilir) problem yok.
* Orijinal çizgi romandaki bazı konular günümüze uyarlanmış (Vietnam olmuş Afganistan), başka değişiklik var mı bilmiyorum.
* Artık tipik bir Amerikan filminin vazgeçilmez öğesi olan kötü adamların, teroristlerin ve arada kaynayan sefil halkın doğu kökenli olması da filmin eksilerinden...

Film Yorum 19 – The Mist

4/10

http://www.imdb.com/title/tt0884328/


Yönetmen : Frank Darabont

Oyuncular : Thomas Jane (David Drayton), Marcia Gay Harden (Bayan Carmody), Laurie Holden (Amanda Dumfries)

Kuvvetli bir fırtına sonrası meydana gelen sis, tüm kasabayı kaplar. Bu yoğun sis ile dışarıdan gelen insanların çığlıkları sonucu insanlar süpermarketin içinde kapana kısılmış olarak beklemeye başlarlar. Sisin içinden çıkan yaratıkları gördükleri zaman insanlar ikiye ayrılır; bazıları intikamcı bir tanrının bu yaratıklara hükmederek insanları kurban etmeyi emrettiğine inanırken, bazıları mücadeleye etmeye başlarlar.

Artılar:
* Stephen King'in uzun bir hikayesinden yola çıkarak çekilmiş bu filmi türü ve yazarı sevenler sevebilir. Ancak benden bu kadar, başka artısı yok…

Eksiler:

* Yukarıdaki sınıftan biri değilseniz film oldukça gereksiz gelecektir. Özellikle yaratıklar bildiğiniz tüm gerilim filmlerindeki yaratıkların toplanıp sunulmuş hali. O kadar çok filmi çağrıştırıyor ki anlatamam, anlatmayacam da :)
* Bu sisin içinde başka bir gizem konsaydı çok daha iyi bir film olurdu ama yazık olmuş.
* Yaratıkların saldırısıyla gerilen insanların çaresizce bir meczupun sayıklamalarına sığınması, birbirlerine düşmesi ve hatta gittikçe barbarlaşmaları; insanın içindeki canavarın, barbarlığın ortaya çıkması vs. gibi oldukça aşırıya kaçan (hatta Amerika'lılar için bile) bozuk davranışlar iyice gülünç etmiş filmi...
* Hele filmin sonu var ya, o da tüm bunları aceleyle tamamlamak için konulmuş gereksiz bir son...

19 Nisan 2008

Film Yorum 18 - In the Name of the King: A Dungeon Siege Tale

5/10

http://www.imdb.com/title/tt0460780/

Yönetmen: Uwe Boll

Oyuncular: Jason Statham (Farmer Daimon), Ray Liotta (Gallian), Leelee Sobieski (Muriella), Burt Reynolds (King Konreid), Claire Forlani (Solona)


Herkesin kendisini “Çiftçi” diye çağırdığı köylünün hayatı, hayvani yaratıklardan oluşan ve Krug adı verilen bir ordunun baskını ile alt üst olur. Krug’lar köyünü basıp karısı Solana’yı kaçırırlar. Çiftçi, barış dolu dünyasının alt üst olmasıyla öç almak için arkadaşları Norick ve Bastian’ı da yanına alarak Krug ordusunun elinden Solana’yı kurtarmak için yola çıkar.

Artılar:
* Jason Statham. Bunu da artı sayanlar varsa tabii; ki öyle düşünenler bu filmi ona yakıştıramamışlar... :)
* Benzer filmlere çağrışım yapıp anıları tazeleyebilirsiniz... :)

Eksiler:
* Velhasıl artısı yok, eksisi de çok...
* Senaryo çok vasat ve boş geliyor. Süresi de gereksiz uzun.
* Bu tür fantastik filmler artık çıtayı çok yükselten "Lord of the Rings" ile kıyaslanmak durumunda kaçınılmaz olarak ve maalesef diğerler gibi (Eragon, Golden Compass, Narnia, vs.) bu da Yüzüklerin Efendisi'nin yanına bile yaklaşamıyor. Zamanında
Yüzüklerin Efendisi'ne de laga luga etmiştik, ama şimdi bu diğerlerini görünce oturup hakkını vererek tekrar seyretmek lazım valla! Ne dolu ve etkileyici filmmiş be, kıymetini bilelim, benzeri gelmez daha uzun bir süre... :)
* Karakterler de son derece sığ ve sönük kalıyor.
* Yaratıklar da "Dünyayı Kurtaran Adam"daki kadar yaratık yani!

16 Nisan 2008

Film Yorum 17 - Cloverfield

6/10

http://www.imdb.com/title/tt1060277/

Yönetmen : Matt Reeves

Oyuncular: Michael Stahl-David (Rob Hawkins), Mike Vogel (Jason Hawkins) , T.J. Miller (Hud) , Jessica Lucas (Lily Ford)


New York’taki bir barda kulakları sağır eden bir gürültü duyulur, bardaki kargaşa sırasında davetliler merdivenden aşağıya kaçmaya çalışırken New York caddelerini alev alev yanan yıkıntı ve enkazlar kaplar. Ardından Manhattan tarafında şiddetli bir patlama olur, Özgürlük Heykelinin kafası tıpkı dev bir top güllesi gibi caddeye çarpar. New York’a düzenlenen bir canavar saldırısına tanıklık eden bir grup insanın bir el kamerasından anlatılan öyküsü.

Artılar:
* Filmin vermek istediği gerilimi büyük ölçüde hissettiren bir kurgusu var.
Klişe gerilim filmlerinin alışageldik sahnelerinden sıyrılmayı başarıp beklenmedik anlarda gerilim oluşturmayı başardığı anlar var.
* Filmin aynı anda insanın zihninde sonuna kadar bir gizem bırakması da güzel. Ancak sonundan sonra da bunu bırakması böyle bir şey ile kendini tatmin eden yönetmen ve devamını ümit eden yapımcı açısından tipik ve klişe bir yaklaşım. Ayrıca seyirciye de saygısızlık örneği. Zaten filme uygun bir son bulabilselermiş koyarlarmış, eee o da maharet ister...
* Efektler de el kamerasından çekilmiş olması ile birleşmesine rağmen doyurucu. Askerlerin ateş sahneleri "Children of Men" filmindeki çok gerçekçi sahneleri hatırlatıyor insana.

Eksiler:
* Yukarıda söyledik en büyük eksisini, lök diye ve de tahmin edilebilir bir şekilde bitiyor.
* Filmdeki sahneler el kamerası ile çekim sonucu sürekli sallanan bir şekilde gözüktüğünden bazıları için son derece rahatsız edici olabilir.
* A
matör kamera açıları ile çekim bir yere kadar iyi; ama baştan sona çekerim ben belgesel gibi, orijinal de olur fikri maalesef şu gerçeği gözardı ettiği için bence başarısız olmaya mahkum: Filmin seyircilere de hitap etmesi gerek; onların farklı ve yüksek beklentilerini tatmin etmesi gerektiğini unutup, kendim için, sinemacılık ve sanat için çekerim mantığı dozunu fazla kaçırınca ben de seyirci olarak, iyi ben senin filminle başbaşa bırakayım, almayayım dedirtiyor ister istemez. Bu filmde de film bittiğinde cevaplanmayan (belki de cevabı yapanda da olmadığından) sorular en büyük eksiği.
* Küçük yaratıklar ortaya heyecan katmak için konmuş klişe varlıklar olarak kalmış.
* Bir de füzelerden etkilenmeyen canavar (fantazi filmlerindeki ejdarha, vs. için eyvallah da fiziksel olarak gerçek dünyada olmamış, bari anlatsa da nasıl oluyo öğrensek), düşen helikopter ile her koşulda bozulmadan kalan el kamerası (varsa modeli öğrensek) biraz gerçekçiliği bozuyor...
* Yav düşündükçe geliyor: Peki bu çocukda da ne azim varmış, sonuna kadar kamerayı bırakmadı. Kim böyle bir hayat memat meselesinde "baba insanlar ne olduğunu görsünler" diye çekim yapar? Değil mi?

05 Nisan 2008

Film Yorum 16 - Vantage Point

7/10

http://www.imdb.com/title/tt0443274/

Yönetmen : Pete Travis

Oyuncular: Matthew Fox (Kent Taylor) , Dennis Quaid (Thomas Barnes) , Sigourney Weaver (Rex Brooks) , William Hurt (President Ashton)

Thomas Barnes ve Kent Taylor, küresel boyutta terörle savaşın dönüm noktasında Başkan Ashton'u korumakla görevli gizli ajanlardır. Başkan Ashton, İspanya'ya varışından birkaç dakika sonra vurulunca, kargaşa baş gösterir ve suikastçı avı sırasında apayrı yaşamlar kesişir. Kalabalıkta bulunan Amerikalı turist Howard Lewis başkanın gelişini kaydederken başkana ateş eden kişiyi görüntülediğine inanır. Kalabalığın dışında tarihi olayı tüm dünyada milyonlarca televizyon izleyicisine aktarmakta olan Amerikalı haber yapımcısı Rex Brooks'tur. Onlar ve diğerlerinin hikayeleri anlatılırken, bulmacanın parçaları yerine oturmaya başlar ve anlaşılır ki olay göründüğünden çok saha karmaşık ve şok edicidir.

Artılar:
* Filmin ana konusu Amerikan başkanına düzenlenen suikast, ama bu tarzın tipik filmlerinden farklı. Farkı, bu suikastin olay yerinde yer alanların farklı bakış açıları ile size sunulması.
* Filmin kendine has bu orjinal tarzı gerçekten güzel. Her seferinde filmin başa sarması sizi acaba ne olacak hissi ile bırakıyor ve devamını görmek için merak uyandırıyor.
* Bu şekilde gittikçe artan bir aksiyon ile sıkılmadan seyredebiliyorsunuz.
Eksiler:
* Filmin en büyük eksisi, baştan sona kadar sizi şaşırtan ve beklenmedik şeylerin olması ile devam ederken sonunda biraz saçmalamış maalesef. Yerde ararken gökte buldum misali, daha fazlasını söylemeyim.
* Yine sonundaki bir çarpıklık: Sen acımasız bir terorist ol, sonra içindeki insan sevgisini göster: Kurtlar Vadisi'ndeki Muro gibi... :)
* Bir de bazı sahneler film bittiğinde hala aydınlanmamış şekilde kalıyor ki senaryonun zayıf noktalarına işarettir bunlar.
* Hele bir de elektronik bir ekipman var ki, herkese lazım her işini görmek için :)