Yazın sıcağında, güneşi haftada sadece 1-2 defa görebileceğiniz,
yürüdüğünüz hemen her yerin, gördüğünüz her yaprağın ıslak olduğu,
buz gibi sularıyla gürül gürül akan derelerin çoşkun sesler çıkardığı,
derelere hemen her tepeden suların aktığı ve soğukluğundan zor içebildiğiniz,
çiselemenin hissedilemeyecek kadar ince, hoş ve ıslatıcı olduğu,
yolların inanılmaz engebeli ve sarp olduğu ama yine de çıkılabildiği,
çıktığınız zaman kendinizi bulutların üstünde bulduğunuz,
Sis filmindeki gibi 10 saniye içinde sislerin etrafınızı kapladığı,
sisden burnunuzun ucunu göremediğiniz ve
Jurassic Park filminin ormanlarına benzer ormanların bulunduğu
bir yer var mı bildiğiniz? :)
İşte orasının adı yayları ile Karadeniz…Ve fotoğraflarını da buyrun...
http://www.ae.metu.edu.tr/~cengiz/pictures2/foto-karadeniz1/karadeniz1.html
http://www.ae.metu.edu.tr/~cengiz/pictures2/foto-karadeniz2/karadeniz2.html
Şu gezi hatırası kısa anektodları da hatırlatma babında kendimiz için not düşelim:
- Kolbastı (Bilmeyenler Google’da arattırıp seyretsin mutlaka)
- Guymak-Muhlama
Hadi 1-2 tane de sizler için:
Uzungöl’de markete giren birisi sorar:
- Su var mı?
Şoförün birine turdan birisi sorar:
- Yaylalar nasıl, eskisi gibi değil artık galiba?
Bir parçanın sözlerinden:
- Çayır biçiyom çayır
- Benim payımı ayır
Gezide dört dörtlük organizasyondan dolayı Tempo Tur’a ve
rehberimiz Arif Çakır’a da teşekkür ederim. Diğer fotolar için tıklayın.

1 yorum:
- Şiir denemen fena değil de taklitçi zihniyetten kurtulamamışsın sonunda..
- Anektodlar ise süper, özellikle Şeyma'yı sen-ben dışında kimse anlayamaz :) Bunları uzun uzun da yazmalı bir yerde ;)
Yorum Gönder