19 Kasım 2008

Film Yorum 50 - Bangkok Dangerous

6.5/10

http://www.imdb.com/title/tt0814022/

Yönetmen: Oxide Pang Chun, Danny Pang

Oyuncular: Nicolas Cage (Joe), Shahkrit Yamnarm (Kong), Charlie Yeung (Fon)

Soğuk kanlı, acımasız katil Joe, Surat isimli bir suç patronunun 4 düşmanını öldürmek için Tyland'ın başkenti Bangkok’a gider. Bu ülkeyi hiç tanımadığı için kendisine yardım etmesi ve yol göstermesi için Kong adlı bir dolandırıcıyla anlaşma yapar.

Görevini tamamladıktan sonra genç dolandırıcıyı öldürüp ardındaki tüm izleri yok etmeyi planlarken zaman ilerledikçe Kong’a akıl hocalığı yapmaya başlar. Bu arada yerel bir dükkanda çalışan sağır ve dilsiz bir kıza aşık olmaktadır. Bu gelişmeler onun hayatını sorgulamasına sebep olur. Artık soğukkanlı katil kimliği dışında Joe başka bir kimliğe de sahiptir.

Artılar:

* Uzun süredir suikastçı üzerine olmayan bir film olduğundan ve psikolojiyi iyi yansıttığından seyredilebilir bir film.

* Yer yer aksiyonu yüksek ve etkileyici sahnelere de sahip.

Eksiler:

* Konunun son derece klişe olduğu belli zaten ve yönetmenler 1999 yılındaki filmi Nicolas Cage'i de dahil ederek tekrar çekmişler. Eskisinin turşusunu kurdular ya da baktılar başka iş yapacak yeni bir şey yok ellerinde herhalde...

* Filmin başındaki ev modundaki karakolda penceresi bulunan sorgu odası hakkaten saçma bir durumdu; sırf amaca hizmet etsin diye seçilmiş ve üzerine kafa yorulmamış.

* Sonu daha iyi olabilecek iken nedense beklenen şekilde olmuş.

Filmden bir ders:

Dikkat edince daha önce de benzer filmlerde böyle sahneler hep mevcuttur: Kendini Dünya’nın sahibi olarak gören Batılı birisi özellikle uzak doğu kültürü ile karşılaşınca ilgi ve merak duyar, kendi bakış açısı ile filmde bu kültürün garipliği yansıtılır; adeta bir keşif şeklinde verilir. Bu arada doğuluda ona istediği hürmeti gösterir. Bunu şöyle de yorumlayabiliriz: Zavallı batılı Dünya’nın kendi etrafında döndüğünü düşündüğünden ve medeniyeti kendisine ait gördüğünden insancıl değerlerden koptuğunun farkında değildir.

Bu ruh halinde (aslında madde dışında maneviyata sahip olmadan) doğuda gördüğü farklı kültürler, inançlar ve manevi değerler ona yepyeni kavramlar gibi gelmekte, merak ve açlık içinde yaklaşmaktadır. Sözün özü: Kendi kültürü/inancı olmayanlar (veya zayıf olanlar veya ondan tatmin olmayanlar) başkalarınınkine daha fazla bir ilgi ve merak ile yaklaşıyorlar gibi. Genelleme yapmak doğru olmasa da bu da doğal bir sonuç denilebilir.


Tabii ki herkes farklı kültür ve inanca merak duyabilir, ama birçok filmdeki batının doğuya yaklaşımının ele alınış tarzı ile buradaki aşırılık ve bu kadar etkilenilmesi sanırım belirttiğim nedenden ötürü.


Onca “doğuda batılı” “batıda doğulu” içerikli filmden sonra ne hikmetse bu film böyle bir çağrışım yaptı, bu da ilginç yav... :)

Hiç yorum yok: